Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 67

Evliya Çelebi’nin Kimlik Algs
57
da kullanmadğn, sadece mensubu olduğu siyasal organizasyonu işaret etmek amacyla kullandğn belirtmek gerekir.
57
Diğer taraftan
“ordu-yu İslâm”
58
veya “donanma-y İslâm”
59
ibarelerini Osmanl Devleti’nin sünnî İslâm ideolojisini hem “Hristiyan” öteki hem de “K-
zlbaş” öteki karşsnda bir yere konumlandrmaktadr. Lâkin çoğu yerde Osmanl Devleti’nin ordusundan bahsederken “öteki”ne Türk
askeri ifadesini kullandrmaktadr. Bu bilinçli bir tercih olup kendi kimliğini ortaya koymasnda son derece önemli bir ayrntdr. Kendisi-
nin de içinden çktğ kitlenin adn “öteki”ne “Türk” diye söyletmektedir. Hatta çoğu zaman hem Osmanl, hem de Müslüman yerine
“Türk” ibaresini kullandğ görülmektedir.
60
Buradan iki şey anlayabiliriz. Birincisi “kâfir” yâni “öteki” gerçekten de Osmanl Devleti’ni,
ordusunu ve onun temsil ettiği topyekun bütün kültürü “Türk” diye tesmiye etmektedir. İkincisi Evliya Çelebi’nin onlara bunu kendisinin
söyletmesidir. Her iki durumda da metni inşâ eden kişi olarak Evliya Çelebi’nin “Türk”e nisbet ve rağbet etmesi önemlidir. Okuyucuya
hem mensubiyetini hem de tercihini beyan etmektedir.
Sonuç:
Hiç şüphesiz Evliya Çelebi’nin asrnda “millî kimlikler” bugünkü gibi bireyin dş dünyaya kendisini takdim ederken kullandğ
bir argüman değildir. Öyle her yerde ibraz edilen bir pasaport veya kimlik kart anlayşnn da olmadğ ortadadr. Lakin o dönemin insan-
larnn içinde bulunduklar ortama, dâhil olduklar sosyal gruba veya tabakaya, aldklar eğitime ve devrin hâkim olan telakkisine göre
kendilerini tanmladklarn tek başna Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nden bile anlayabiliriz. Evliya Çelebi kendi nesebini bizzat Hoca
Ahmed Yesevî’ye dayandrmaktadr. Bu kendisinin “Türk” etnik kökeninden geldiğinin bir beyân olarak anlaşlmaldr. O, gerçekten
Ahmed Yesevî’nin soyundan gelmese bile kendisinin bu etnik kimliği tercih ettiğini göstermeye yetecek yeterli bir delildir. Bireyin kendisi-
ni etnik kökeniyle tanmlamas eğitimden ziyade doğuştan gelen primordiyal bir kaltmn ifadesidir. Ancak eğitim aldktan sonra insanla-
rn içinde bulunduklar duruma göre kendilerini daha başka kimliklerle de ifade ettiklerini söyleyebiliriz. İşte Evliya Çelebi’de hem içinden
çktğ snf itibariyle ortalamann üzerindeki bir ailenin çocuğu olmas hem de devletin resmî okulu olan enderunda eğitim almas sebebiy-
le iktidarn belirlediği bir kimlikle kendisini ifade etmesi kimseyi şaşrtmayacaktr. Devletin kendisine sağladğ imkânlar göz önünde bu-
lundurulduğunda onun devletle bir patronaj ilişkisi içerisinde olduğunu rahatlkla söyleyebiliriz. Hal böyle olunca kendisini resmî veya
entelektüel ortamlarda Osmanl Devleti’nin sünnî ideolojisi ile ters düşmeyecek tarzda ortaya koymas kaçnlmazdr. Yani o tipik bir Os-
manl aydndr. Ancak kendisinin kendinden önceki ve sonraki bütün denklerinden önemli bir fark bulunmaktadr. Kuzey Afrika coğraf-
yasnn büyük ksm hariç Osmanl coğrafyasnn neredeyse tamamn köşe bucak gezmiş tek Osmanl aydndr. Bütün bu seyahatler, ald-
ğ eğitimle birlikte ona hangi durumda hangi kimliğini kullanmasnn doğru veya yerinde olacağ sezgisini kazandrmştr. Bu hayat tecrü-
besi sayesinde onca diyar kazasz belasz gezebilmiştir. Onun bu zihniyet yaps ayn zamanda metinlerine yansyan ve bizim yukarda dile
getirdiğimiz baz çelişkilerini de izah etmektedir. O aldğ eğitim gereği kendisine aktarlan klişelere rağmen kendi etnik kökenine Ahmet
Yesevî’nin manevî etkisini kullanarak sayg göstermektedir. Merkezî devlet aygtnn konar-göçer Türkmen aşiretleri hakkndaki olumsuz
yaklaşmlarn da zaman zaman dile getirirken bu klişelerin tersine onlarda olumlu özellikleri keşfettikçe hem şaşrmakta hem de içten içe
mutlu olmaktadr. Bu da anlaşlabilir bir şeydir. Her insan bir kültür dilinin içine doğar. Etrafndaki dünyay bu dil ile tanr ve yeniden ta-
57
Girit’in fethi bahsinde “… vay biz bu Osmanl kalyonun ve kzlar ve atlarn bu şehirde görmemek gerek idik.” ifadesinde biraz da mülkün sahibi olan Osmanl
Devleti işaret edilmektedir.
Age.
C. II. s. 76.
58
Age.
C. II. ss. 178-179; C. I. s. 42.
59
Age.
C. II. s. 67.
60
Age.
C. II. s. 81, 76; C. VI. s. 201.
1...,57,58,59,60,61,62,63,64,65,66 68,69,70,71,72,73,74,75,76,77,...268
Powered by FlippingBook