Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 65

Evliya Çelebi’nin Kimlik Algs
55
maktadr.
39
Onlar, Osmanl reayas olmalar hasebi ile tehlike arz etmeyen tabiri caizse Osmanl hukukunun korumas altna alnmş, bizim
olan ötekilerdir. Yezîdî Ekrâd”ndan bahsederken “Yezîdî ve bî-dîn-i la’în kavm-i melâ’inlerdir
40
” ifadesini kullanmaktadr. Bunlara bakş
açsnda da bu kabilelerin devletle ilişkilerine göre bir ayarlama yaptğ anlaşlmaktadr. Tpk devlete asi olan Türkmenler için “Türkmen
eşirrâs” tabirini kullanmas gibi devlete asi olan Kürd ve Arap aşiretlerine de benzer bir yaklaşm sergilemektedir. Devlet terbiyesi almş
bir Osmanl münevveri için şaşrtc olmayacak bir tavr olarak görülebilir. Yukarda Yezîdîler için kullandğ ifadelerin bu yaklaşmdan
kaynaklandğn belirtmeliyiz.
Evliya Çelebi’nin Müslüman olup da kanuna riâyet etmeyen, düzeni bozan, Türkmenlere yukarda nasl bir gözle baktğn izah etmiş-
tik. Onlar “Türkmen eşirras” veya Türkmen eşkyas olarak tesmiye etmesi bu yüzdendir. Türk devlet geleneğinde işlenebilecek en ağr
suçlarn başnda ihtilal çkarma, ayaklanma suretiyle kurulu düzeni bozma eylemi gelmektedir. Evliya Çelebi’nin yaşadğ asr aslnda
Anadolu’nun Celalî isyanlar ile yanp kavrulduğu bir dönemdir. Merkezden çevreye itilen Türkmenlerin artan vergiler ve idarecilerin key-
fî uygulamalar nedeniyle şikâyetlerini payitahta duyurabilmek için ayaklandklar, kanunu nizâm çiğnedikleri bir zaman diliminde resmî
ideolojiyi benimsemiş hattâ her frsatta onun propagandasn yapan bir Osmanl münevverinin bu tür değerlendirmelerde bulunmas ya-
drganmamaldr. Ancak şurasnn altn çizmek gerekmektedir: Evliya Çelebi’nin Alevî-Bektaşî Türkmenlerin inançlar hakknda ötekileşti-
rici yaklaşmlardan kaçndğn hattâ devletin kurucu gücü olan kolonizatör Türk dervişlerinin, hatralarna, dedelerin, babalarn yatr ve
türbelerine hurmetle yaklaşp onlardan sitayişle bahsettiğini belirtmek gerekir. Onlar bir öteki değil, ailenin te’dip edilmesi gereken çocuk-
lar gibi gördüğü söylenebilir.
O, temsil ettiği kurum ve bulunduğu konum itibariyle snrn berisindeki Alevî Türkmenlere değil snrn öte tarafndaki “Kzlbaşlara”
yani Safevîlere karş kat bir ötekileştirici yaklaşm sergilemektedir. Safevîler, her ne kadar insan kaynağ olarak alevî Türkmen kitlesinden
beslense de, Osmanl Devleti’nin sünnî ideolojisinin karşsna siyasal bir ideoloji olarak benimsedikleri Şi’â inanc ile siyasî bir rakip olarak
çktklarn görmek gerekir. Buradan hareketle iki Türk devletinin hâkimiyet mücadelesinin ideolojik mecrada kendi hâkimiyetlerini meşru-
laştrma mücadelesi olduğunu tespitini yapmak yanlş olmayacaktr.
41
Bu karinelerden hareketle Evliya Çelebi’nin ve devrin idarecilerinin
siyasî snrlarn ötesindeki bu rakibin snrn berisindeki alevî Türkmenlerin, Osmanl idaresine karş duyduklar memnuniyetsizlikleri
suistimal ederek “mezhep” propagandas yapmasn affedilmez bir saldr olarak algladklarna şüphe yoktur. Bu durumda Evliya Çele-
bi’nin onlardan bahsederken sk sk “
Kzlbaş- bed-maâş
42
”, “
Kzlbaş- kallâş
43
” sfatlarn kullanmasn anlamak zor olmayacaktr. Bu kat
39
age.
C. VIII. ss. 35-36.; C. II. s. 11, 96.
40
Age.
C. V. ss. 3-23.
41
Abdullah Temizkan. “Türk Tarihinde Meşruiyetin Kaynağ ve Öteki Sorunu.”
Türk Yurdu.
C. 31, S. 289, ss. 259-262.
42
Age.
C. I. s. 251; C. II. s. 111; C. IV
.
s. 28;
43
Age.
C. III. s. 95.
1...,55,56,57,58,59,60,61,62,63,64 66,67,68,69,70,71,72,73,74,75,...268
Powered by FlippingBook