Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 63

Evliya Çelebi’nin Kimlik Algs
53
dair detayl tasvirleri daha sonraki devirlere ait başka eserlerde de görmek mümkündür. Sözgelimi Unkapan’nda karaborsaclk yapan
frsatç Türklerden
29
bahseden Evliya’y onaylayan bilgileri biz Hayati Develi’nin yaynladğ “İstanbul’a Dâ’ir Bir Risale-i Garîbe” isimli
anonim eserde de buluruz: “
Unkapan’nda buğday bahaya çksa! deyen Madanşarl, Karamanl, Sğlal, sarkl Türkler
30
Türkçe’nin Gücü:
Etnisitenin de kültürün de en belirleyici ögesi dildir. Evliya Çelebi kendisini Türki Türkân Ahmed Yesevî üzerinden
etnik Türk olarak tanmlamakla kalmayp Türkçe’nin ne kadar kadim bir dil olduğunu ortaya koyabilmek için yoğun bir çaba içerisine gir-
miştir. Ancak bu durumun tam tersi istikamette söylemlerinin de olduğunu belirtmek gerekir. Evliya’nn metnini, Türklerin İslâm ile tanş-
tktan sonra Kur’an dili olan Arapça’ya tahsis ettikleri ayrcalkl konumu hatrdan çkarmadan okuduğumuzda onun Farça ve Arapça’nn
hâkim konumu karşsnda zaman zaman yalpalamakla birlikte gönlünde Türkçeye ayr bir scaklk hissettiğini kolaylkla görebiliriz. Ona
göre Türkçe, Yunanca kadar kadim bir dildir. Bu iddiasn ispatlamak için Bulgaristan’daki Usturumça kalesinin kaps üzerine kaznmş
Büyük İskender zamanndan kalma Kadim Türkçe yazlar delil olarak sunmaktadr. Evliya Çelebi, Hz. Nuh’un ve yanndakilerin tufanda
bindikleri gemide kadim Tükçe lisan ile konuşulduğunu da ileri sürmektedir. Hz. Nuh zamannda bile konuşulduğuna göre, Usturumça
kalesi kapsnn üzerindeki yaznn Türkçe olmas kesindir, diye de hüküm vermektedir. Yine Dağstan’daki Dadyan memleketindeki me-
zarlklarda bulunan mezartaşlarnda kadim Türkçe kaznmş yazlardan söz etmektedir.
31
Burada sözü edilen yazlarn runik harfli yazlar
m yoksa Yunanca yazlar m şeklinde akla gelebilecek suale karş bu ayrm da yaptğn belirtmek gerekir. En azndan Yunanca olmadğ-
n bildiğini söyleyebiliriz.
Kadim bilgi sisteminde Türklerin soyu Nuh’un oğlu Yafes’e bağlanmaktadr. Dolaysyla Türkçe’nin kökenini de oraya kadar dayan-
drmş olmalar bizim için sürpriz olmamaldr. Ancak Çelebi kadim bilgi sisteminden bizi şaşrtacak malumatlar aktarmaya devam etmek-
tedir: “…
İsmail Nebî’den Arabî, ve Fârisî zuhûr etti, Hazret-i Ays’dan lisân- Türkî şâyî oldu kim lisan- Tatardr…
32
Burada ve başka yerlerde
“Tatar” kelimesini kullandğ bağlamlara bakarak onun bu kelimeyi soy-sop veya nesep belirlemekten çok” hayat tarzn dikkate alarak
kullandğn söyleyebiliriz. Bu durumda Konar-göçer kültürden gelenler için başka bir deyişle atl-bozkr kültürü menşe’li olanlar anlat-
mak için bu kavram kullandğn söylemek yanlş olmaz. Onun Tatar kavram içerisine Moğol, Boğol, Etrâk-i Kozak ve Heşdek(?), Kavm-i
Dağstan, Lezgi, Kumuk, Tatar- Buhara, Nogay, Kavm-i Haydak(?), Krm vs. bunlarn cümlesinin lisan- Türkî Tatar olduğunu ve
Türkmân ve Âli-i Osman’n da bu cümleden olduğunu belirtmektedir. Ancak Kalmuklar göçer hayat yaşamalarna rağmen bu ailenin içine
dâhil etmemektedir. Onlar Çinlilerle birlikte zikretmektedir. Bu durumu Kalmuklarn o asrada Orta Asya’daki Müslüman Türklere ver-
dirdiği ağr zayiatn etkisi ile açklamann
33
dşnda bizim için de izahtan varestedir. Türk dilinin yüz çeşit lehçesi olduğunu dile getiren
29
Age
. C. I. s. 272.
30
XVIII. yy İstanbul’a Dair Bir Risâle-i Garîbe.
Hazrlayan: Hayati Develi. İstanbul: Kitabevi, 1998, ss. 22-23.
31
Seyahatnâme.
C. VIII. Haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağl, Robert Dankoff. s. 335. Evliya Çelebi Usturumça kalesinin Murad Hüdavendigâr tarafndan
fethedildiğinde hala sözünü ettiği yazlarn durduğunu yazmaktadr.
32
Age.
C. II
.
s. 57.
33
Bu yorumu değerli Türkolog İbrahim Şahin’e borçluyum.
1...,53,54,55,56,57,58,59,60,61,62 64,65,66,67,68,69,70,71,72,73,...268
Powered by FlippingBook