Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 61

Evliya Çelebi’nin Kimlik Algs
51
Devlet aygtnn dşnda, dolaysyla hukukun da dşnda tanmlanan bu savaş makinas Osmanl sisteminde konar-göçer Türkmen aşiretle-
rine denk düşmektedir. Zaten devlet aygt tarafndan çevreye itilmiş bu mekanizma ihtiyaç duyulduğunda savaş için asker toplanan bir
insan kaynağdr. Zorla iskân edilmeye çalşlan bu yersiz yurtsuz kitle ayn zamanda Osmanl ordusunun zor zamanlarda başvurduğu bir
“savaş makinasdr”. Hal böyle olunca Evliya Çelebi de genellikle onlarn “zinde”liklerinden,
13
“mücessem” ve “şecî”
14
olmalarndan sita-
yişle bahsetmektedir.
15
Osmanl Devleti’nin pragmatik yaklaşm onlar işe yaradklarnn düşünüldüğü hususlarda övmek ancak beğenil-
meyen sivri yanlarn törpülemek için de eleştirmek ve yermek şeklinde tezahür etmiştir.
Osmanl Devleti’nin savaş makinasnn başna buyruk yaşamasna izin vermesi mümkün değildir. Elinden geldiğince onu zapturapt al-
tna almay gaye edinmiştir. Çelebi’ye göre Adana, Tarsus, Silfke yöresinin Yörük ve Türkmen taifesinin her birinin hareket alanlarnn s-
nrlar olduğu, kad ve naiblerinin, câmilerinin ve yayla evlerinin olduğundan bahsetmektedir.
16
Bu ifadelerden bu yöredeki Yörük-
Türkmen nüfusunun yaylak-kşlak arasnda göçtüğü ama artk otoriteyi ve resmî hukuku benimsedikleri sonucunu çkarabiliriz. Bu durum
onlar Deleuze ve Quattari’nin “savaş makinas” tanmnn dşarsna çkarr.
17
Artk onlar için ksmen de olsa devlet aygtnn bir parças
olmuşlardr diyebiliriz. Yerleşik hayat tarzn benimsemeyen veya yar göçer olmayan Türkmen aşiretleri Osmanl Devleti tarafndan slah
edilmesi gereken yasa dş yaplar olarak alglanmş ve onlar iskân ve slah etme mücadelesi 19. Yüzyln sonlarna kadar devam etmiştir.
Evliya Çelebi her gittiği yörenin sakinleri hakknda, hayat tarzlar hakknda detayl bilgiler verir. Türkmenlerin yoğun iskân edildiği yer-
lerin de kim tarafndan fethedilip, nasl şenlendirildiğine dair ayrntl bilgiler vermektedir.
18
Türkmenlerle şenlendirilmiş bölgeleri ve yer-
leşim birimlerini “Türkistan” diye tesmiye etmektedir. Söz gelimi Urmiye’den bahsederken burasn Türkistan olarak nitelendirmesine
“evliya-y Türkmânn gayet çok” olmasn gerekçe olarak gösterir.
19
Ayn şekilde Gördes’ten bahsederken “
ve cümle iki bin iki yüz toprak ör-
tülü divârlarnn temelinden nsfna dek taş, andan âlisi kerpiç dîvârl Türkistan evleridir
” ifadesini kullanmaktadr.
20
Bu örnekleri çoğaltmak
mümkündür.
21
Bu şekilde şenlendirilen yerlerde karşsna çkan yerleşik kültürün Evliya Çelebiyi zaman zaman şaşrttğn söyleyebiliriz.;
Söz gelimi Bolu’dan bahsederken “
Gerçi Türkistandr ammâ a’yan u eşrâf ve tüccar çoktur
” ifâdesi onun bu şaşknlğn ortaya koymaktadr.
22
Yine Tosya bahsinde “
gerçi halk Türk’tür ammâ ğâyetü’l-ğâye ğarib dostlardr
23
” derken beklemediği yakn ilgi ve dostluktan ne kadar şaşrd-
13
Seyahatnâme.
C. II. s. 100.
14
Age.
C. II. s. 91.
15
Age.
C. V. Haz. Yücel Dağl, Seyit Ali Kahraman, Ali Sezgin. s. 122; C. VI
.
s. 45.
16
Age.
C. III. s. 29.
17
Deleuze, Quattari.
age.
ss. 26-27.
18
Seyahatnâme.
C. II. s. 140, 141, 144, 174, 207.; C. III. s. 32, 101.;
Seyahatnâme
. C. IV. Haz. Yücel Dağl, Seyit Ali Kahraman, s. 176.
19
Age.
C. IV. s. 183. Ayrca Maveraünnehir bölgesindeki Türkistan’dan da sk sk söz etmektedir. Ancak konumuzla doğrudan ilgisi olmadğ ve o bölgeye
gitmediği için metnin içerisinde yer vermedik.
20
Seyahatnâme
. C. IX. Haz. Yücel Dağl, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff. s. 32.
21
Age.
C. II. s. 210.; C. III. s. 13; 151.; C. IX. s. 17.
22
Age.
C. II. s. 90
23
Age.
C. II. s. 93.
1...,51,52,53,54,55,56,57,58,59,60 62,63,64,65,66,67,68,69,70,71,...268
Powered by FlippingBook