Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 254

244
Kent ve Seyyah: Evliya Çelebi’nin Gözüyle İzmir ve Çevresi-III
Karagöl’ün suyu ve çevresi, yaknndaki antik taşocağ ve buradan çkan kara mermer tozu nedeniyle kapkaradr ve göl, bu görünüşü ile
doğal ortamdan ayrlmaktadr. Gölün suyunun ve çevresindeki taşlarn srr, bu taşocağ ve ocaktan çkan kara mermerler olmaldr. Gölün
kysnda üst üste yatmakta olan helak olmuş definecilerin kant ise
“her birinin kendine has biçimi, kurşun mühür yuvalar ve Latince yaztlar
bulunan yar işli 61 blok”
olmaldr.
25
Evliya Çelebi’nin İzmir ve çevresiyle ilgili aktarmş olduğu son tlsm, bir şahs ile ilgilidir. Tire şehrinin yaknnda bulunan Yenice kasa-
basn büyük bir beğeni ile anlatan Evliya Çelebi, burada yaşayan büyük hanedan sahibi “Nakibü’l-eşraf Seyyid Bekir Ağa’ya”
26
bu ksmda
özellikle yer vermiştir.
“Seyyid Bekir Ağa; evinde, yaz-kş, sabah-akşam, iki öğün Halil İbrahim Sofras kurduran, günlük ikişer yüz sahan miskli ye-
meği seçkin, halk, âlim ve avam ayrm yapmadan herkese bol bol yediren cömert bir zattr. Her gece saz ve söz eşliğinde Pisagor fasl düzenleyen bu zat,
gecelik ortalama 70-80 tane ipekli yatakta misafir ağrlamaktadr. Seyyid Bekir Ağa halim selim keremli ve gece sabah vaktine kadar ibadet eden bir kişi-
dir.”
Bekir Ağa’nn bu özelliklerinden sonra; definecilikte usta veya tlsm sahibi olduğu ya da bir fukarann nefesiyle zengin olduğu için,
fukaralar ile yakn görüşen bir kişi olduğunu da belirten Evliya Çelebi, Bekir Ağa’nn bir benzeri daha olmayan konuksever bir zat olduğu-
nu da vurgulamaktadr.
27
Evliya Çelebi; Doğu kültüründe cömertliğin sembolü olan Hatem-i Tay ve Abbasî halifesi Harun Reşid’in önde gelen devlet adamlarn-
dan cömert bir zengin olarak tannan Cafer-i Bermeki’ye benzettiği Seyyid Bekir Ağa hakknda tlsml bir anlatma aktarmaz. Burada tlsm,
Seyyid Bekir Ağa’nn çok zengin ve cömert olmasn açklama işlevine sahiptir.
Evliya Çelebi, Seyyid Bekir Ağa’nn cömertliğinin kaynağ olarak tükenmez hazinesini, hazinesinin tükenmezliğinin nedeni olarak da tl-
sm göstermektedir. Tlsmn işlevi, bu zatn zenginliğini korumak; bu anlatmann işlevi ise bir bakma konukseverliğin faydalarn öğütlemektir.
Sonuç olarak; Evliya Çelebi’nin İzmir ve çevresinde yer vermiş olduğu tlsml anlatmalar değerlendirildiğinde, seyyahn aktardğ tl-
sml anlatmalar iki gruba ayrlabilir. Bunlardan ilki tarihsel olarak İzmir’in kuruluşu ve ilk sahibi olan Kraliçe Kaydefa’nn sahibi olduğu
tlsmlar hakkndaki anlatmalardr. İkinci grupta ise, yapan veya sahibi belli olmayan ve şehrin Türk ve Müslüman olduğu döneme işaret
eden anlatmalardr. Bu anlatmalarn Sultan Ahmet devrinde yaşandğ belirtilmiş olmas, kahramanlarn derviş veya Nakibü’l-eşraf olmas
ve çeşitli hadislere yer verilmesi, söz konusu anlatmalardaki Türk ve Müslüman izleridir.
Tlsmla ilgili anlatmalarn bir ksmn;
“derler”, “diye anlattlar”
ve
“nice ihtiyarlar tanklk ettiler”
şeklindeki ifadeler tamamlamştr. Evliya
Çelebi, bu ifadeleri kullanarak, yer verdiği bilginin sözlü bir kaynağa ait olduğuna işaret etmektedir.
28
25
“Teos Arkeoloji Kazs 2010 Yl Kaz Raporu”
gov.tr/dosya/1-279619/h/teos-kazisi.pdf (Erişim Tarihi: 10.10.2011).
26
TDK Güncel Türkçe Sözlük’te Nakibü’l-eşraf: “Peygamber soyundan olanlarn işlerine bakmak üzere kendi aralarndan seçtikleri görevli” olarak açklanmştr.
27
Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnâmesi
. 9. Kitap. s. 189.
28
Metin Ekici. “Evliya Çelebi Seyahatnâme’sinde Sözlü ve Yazl Metin İlişkisi.”
Evliya Çelebi’nin Sözlü Kaynaklar Uluslararas Sempozyumu.
Gazi Üniversite-
si, 25-26 Nisan 2011, Ankara.
1...,244,245,246,247,248,249,250,251,252,253 255,256,257,258,259,260,261,262,263,264,...268
Powered by FlippingBook