Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 230

220
Kent ve Seyyah: Evliya Çelebi’nin Gözüyle İzmir ve Çevresi-III
bugün dolaşyor olsayd, Evliya nerelere uğrar, kimlerle görüşür, ne konuşurdu?" sorularna yantlar bulmaya da gayret ettik. Kamera
önündeki araştrmac grubunu sanki Evliya'nn alter-egosu, genç birer seyyah gibi hayal etmeye başladğmzda, belgeselin öyküleme tarz
da belirginleşmeye başlad. Projenin yürütücülerinden sayn Prof. Dr. Metin Ekici'nin seksenli yllarda halk bilim çalşmalar amacyla adm
adm gezdiği bu coğrafyaya ilişkin bilgisi ve deneyimleri de önemli ölçüde rehberimiz oldu. Bu belgeselde yeri geldikçe, tüm proje üyeleri
kamera önünde içtenlikli birer takdimci rolünü severek üstlendiler.
Belgesel: Gerçekçilik Akmnn Sinemasal Karşlğ
Belgesel Sinema, diğer ad ile gerçekliğin sinemas, olgunluğa erişmeden önceki yllarnda birbirinden bağmsz örneklerle ortaya çkt.
Dziga Vertov Sovyetler’de böyle bir sinemann öncüsüydü. Fransa’da Alberto Cavalcanti, “Rien Que Les Heures - Yalnzca Saatler” (1926),
Almanya’da Walter Ruttmann, “Berlin” (1927) belgesel türünü denediler. Gerçek anlamda ilk belgesel film türünü deneyense, Nanook of
the North- Kuzeyli Nanook” (1922) filmi ile Robert Flaherty’dir. Film bir Eskimo ailesinin bir yln, yiyeceklerini temin etmek için verdikle-
ri ölesiye mücadeleyi, günlük yaşantlarn konu almaktayd. Bir film hareketi biçiminde belgesel sinemaya yöneliş, otuzlu yllarn tama-
mnda İngiltere’de görülmektedir. “İngiliz Belgesel Okulu” diye anlan John Grierson ve çevresinde toplanan bir grup genç sinemac, bel-
gesel sinemay devlet desteğinde gelişen bir sinema akm haline getirmişlerdir. Grierson, Cinema Quarterly dergisinin 1932 Kş saysnda
“Minor Manifesto” adyla üç maddeden oluşan ilkelerini tek sayfada yaynlad. “First Principles of Documentary” başlğ altnda ileri sürü-
len ilkeler şunlardr:
“İnanyoruz ki, sinema çevrede dolaşabilme, gözlemleme, yaşamn içinden seçebilme gibi yetenekleriyle yeni ve canl bir sanat biçimi
olarak kullanlabilir.
İnanyoruz ki, modern dünyann perde üzerinde yanstlmas ve yorumlanmasnda otantik birey, otantik mekan daha uygun olacak-
tr. Gerçek dünyada meydana gelen şaşrtc ve karmaşk olaylarn açklanmasnda otantikliğin verdiği güç, stüdyo yapm filmlerden
daha fazladr.
İnanyoruz ki, gerçek kaynağndan alnan öykü ve malzemeler sahnelenenlerden çok daha mükemmel (felsefi anlamda daha gerçek)
olacaktr”.
2
İngiliz Belgesel Sinema Hareketi, sinemay sürüklendiği düş ve rüya aleminden gerçekliğe çekmiş, bu alanda tam antitez görevini yerine
getirerek Avrupa’da kökeninde gerçekçilik olan yeni sinema akmlarnn doğmasn hazrlamştr.
Kültürün Tantlmasnda Belgesellerin İşlevi
Görsel-işitsel anlatlar çağmzn en popüler ve etkili kitle iletişim biçimlerini oluşturmaktadr. Bu anlatlar; sinema filmi, belgesel, rek-
lam, haber, dizi, müzik videosu gibi çok çeşitli biçimlerde olabilmektedir. Arkeolojik ve tarihsel imgeler günümüzün rekabetçi yaps içinde
ülkelerin tantm gayretlerinde kendilerine avantaj sağlamalarnn bir yolu olarak öne çkmaktadr. Tarih araştrmalarnn ve belgesellerinin
İkinci Dünya Savaş ve sonrasnda televizyonun yaygnlaşmasyla bir ölçüde kitlesellik ve popülerlik kazandğn söylemek de yanlş ol-
2
artsites.ucsc.edu/.../griersonprinciples.pdf (Erişim tarihi: 15.03.2013).
1...,220,221,222,223,224,225,226,227,228,229 231,232,233,234,235,236,237,238,239,240,...268
Powered by FlippingBook