Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 229

GEÇMİŞ VE ŞİMDİKİ ZAMANIN PEŞİNDE
KENT VE SEYYAH BELGESELİ
Murat ÜNAL
*
"Eğer bu şehri öğrendiğimiz kadaryla anlatsak
ciltli bir kitap olur, vesselam.”
Giriş
Anlarn ve vicdann yönetmeni Andrei Tarkovski, "sinemada en küçük teknik ayrm olan mezzopan (netlik kaydrmas), teknik bir se-
çim olduğu kadar ahlaki bir seçimdir"
1
der. Belgesel film türü açsndan bu söz öncelikle, sanatta öznellikten kaçnmann olanakszlğna (ve
belki de gereksizliğine) vurgu yapmakta ve ayn zamanda sanatçnn omzundaki ahlaki yüke de işaret etmektedir. Belgesel filmin ilgi alan
hayatn kendisidir; doğa, tarih, inançlar, teknoloji, kültür, sanat... Kapsama alan bunca geniş olan bir disiplinde ister istemez belli snrla-
malar ve özetler yapmak zorunda kalyorsunuz. Gerçekliğin kelebek kanad kadar krlgan doğasn zedelemekten kaçnamyorsunuz. Ka-
meranz nereye kurarsanz kurun tek boyutlu, yetersiz, sğ bir bakşa mahkum oluyorsunuz.
Evliya Çelebi gibi sra dş ve üstün zekal olarak nitelenen bir tarihi kişiliği ve onun "muazzam" büyüklükteki eseri "Seyahatnâme"yi bir
belgesele konu etmek, en başndan bir kapsam sorununu ve tek boyutlu bakş tehlikesini beraberinde getirmektedir. Zira, onun "bizim el-
ler" diyerek dolaştğ coğrafya bugün pek çoğumuz için, "yabanc" diyarlardr. Onun gözünden görmenin ve göstermenin birincil zorluğu,
seyyah ile aramzdaki dört yüzyl değildir. Bu zorluk onun cihanşümul bir imparatorluğun ferdi, bizimse o geniş kültürel perspektifi bü-
yük ölçüde kaybetmiş kimseler olmamzdan kaynaklanr. Bu çok önemli bir farktr zira ruhsal topografyamz şekillendiren şey esasnda
tam da içinde nefes aldğmz kültür coğrafyasdr. Böyle olduğu içindir ki, kimlik ve aidiyet tartşmalarnn odağnda "mekanlar ve kent-
ler" hep yer alr. Zira, doğup büyüdüğünüz ve içinde yaşadğnz kentin kimliği, ister istemez biraz da sizin kimliğiniz olup çkar.
Bir başka önemli konu, Seyahatnâme'nin polisemik (çok anlaml, çok katmanl) bir eser oluşundan kaynaklanr. Evliya Çelebi'nin bu
denli çok yönlü bir insan oluşu, yazma üslubuna ve ortaya çkan eserine de yansmştr. Metinleraraslğn bu çetin yolu ancak disiplinler
aras bir uzman grubunun çoklu bakşyla bir parça aydnlanabilirdi. Bilimsel araştrma grubumuzun üyeleri bu konuda her zaman güveni-
lir bir bilişsel zemin sundular. İlaveten, İstanbul'da gerçekleştirilen Uluslararas Evliya Çelebi Sempozyumu da belgeselin önemli durakla-
rndan birisini oluşturdu. Zira, Evliya üzerine yllardr önemli çalşmalar yürüten isimleri bir arada bulmak ve röportaj yapabilmek her
belgeselciye nasip olmayacak frsatlar yaratt. Akademik çoklu bakş umarm bu sayede yanstabilmişizdir.
Belgeselin sinemasal stili üzerinde düşünürken, projenin hem bir tür tarihsel portre incelemesinin, hem bir seyahat ve röportaj belgeseli-
nin özelliklerini taşyacağn varsaydk. "Evliya kimdir? Nasl bir insandr?" sorusuna yantlar ararken bir yandan da, "Eğer bu coğrafyay
*
Yard. Doç. Dr.,
E.Ü. İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarm Bölümü.
1
Sinema Dedi ki. Akt: Ülkü Tamer. İstanbul: Kitap Yaynevi, s. 12, 1.
1...,219,220,221,222,223,224,225,226,227,228 230,231,232,233,234,235,236,237,238,239,...268
Powered by FlippingBook