Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 190

180
Kent ve Seyyah: Evliya Çelebi’nin Gözüyle İzmir ve Çevresi-III
muhammedî bu mudur ki gayret-i dîni gözetmeyüp kefere kadar gayret etmeyüp ol güzelim ma‘bedhâneleri harâb etdikleriyçün ‘kan gayret-i
İslâm?’ deyü zâlimlere menkûş- pend-i hûş olsun içün bu kenîseleri bu gûne tahrîr etdik yohsa müşrikînin midhati içün tahrîr
olunmamşdr’ ve's-selâm.”
45
Sakz adasndan Sğacğa geçen Evliya Çelebi, bugün Sğack ile Seferhisar arasndaki yol üzerinde bulunan Karagöl ve onun tlsmndan
da bahseder. Bu gölün hiçbir şekilde nehir ve dere tarz bir yan kol ile beslenmediğini belirten Çelebi, yöre halknn bu göle girmeye çekin-
diğini ve birçok kişinin bu gölde boğulduğunu belirtir. Gölün tlsm ve efsanesini ise altnda yatan define ile ilişkilendirir. Evliya Çelebi,
defineci bir dervişin göldeki bütün suyu boşaltarak zemindeki bir hazine odasna ulaştğn, kendi nasibini aldktan sonra açgözlü halkn
hazine odasnn kapsn krmaya kalkştğnda birden gürleyerek çkan sularn altnda kaldğn belirterek defineyi bulan derviş padişahn
huzuruna çktğn ve olayn tatbiki için tekrar gölü boşalttklarnda yine ayn şekilde sular altnda kalarak can verdiği şeklinde bu hikâyeyi
anlatr ve bu göldeki bütün balklarn tuhaf şekilde, kapkara balklar olduğunu söyler.
“nâm mahaldir kim bir küçük göldür ve bir yerden su gelecek yerleri yokdur ve yaz u kş eyle durur kapkara bir halîcdir ahâlî-i vilâyet bu
göl içün mutalsamdr derler garîb ü acîb hikâyetler nakl etdiler kenârnda niçe yüz mağribî ve hindî ve gayri defîne-küşâ âdemler feth
edemeyüp helâk olup sâhil-i halîcde zîr ü zeber olup yatrlar hâlâ bir âdem bu göle gireyim dese tarfetü’l-ayn içre kendüyi kenârda bulur ve
yakn zamânda bir dervîş-i dahme-küşâ bu göl kenârna gelüp krk gün kâmil erba‘în çkarup ilim kuvveti ile gölde bir katre âb kalmayup
çâh- gayyâdan nişân verir bir ka‘r- zemîn zâhir olup bu ka‘rn ortasnda bir demir kapulu gâr nümâyân olup kapu önünde bî-hisâb altun ve
gümüş evânî eşyâlar ile mâl-â-mâl durur dervîş bu mâl- firâvândan nasîbi kadar alup avdet edüp gider ba‘dehu kurâ halk haber alup hâki-
me haber edüp cümle ahâlî-i vilâyet bu halîcin dibindeki dahme kapusuna enüp kurbânlar kesüp kapu önündeki dervîşin aldğ mâldan mâl-
hazâyinalup mağâra kapusunun miftâh deliğinden içeri nazar ederler mâl- hazâyinve cevâhir ve la‘l yâkût ile mâl-â-mâl bir kenz-i azîm gö-
rürler hemân küskülerle kapuyu kal‘ etmeğe başlarlar el-azametü lillâh ol gâr- azîmin içinden gjgrup bir su çkar kim kenz-küşâ halkn ki-
mi gark- âb kimi halâs olup mezkûr dervîşi defîne buldu deyü mâl- firâvâniyle sultân ahmede götürürler dervîş huzûr- şehriyârîde bu mâ-
cerây nakl edüp yine dervîş ile bir kapucubaş bu karagöle gelüp sâhilinde meks edüp yine dervîş ke'l-evvel erba‘în çkarup yine gölün suyu
gâyib olup gârn kapusu beyân olup dervîş baba vaz‘- yed edince yine kapudan bir su tulû‘ edüp dervîşi ve gayri dilrîşi rîşe rîşe edüp
vücûdlarn kenâra atar kapucbaş gücile halâs olup kaçar böyle bir karaca gölceğizdir ammâ ka’rnda olan mâhîler dahi cümle kara kara bir
turfe eşkâl balklardr.”
46
Seyyah- Âlem Evliya Çelebi gezip gördüğü birçok yerin yemek kültürüne ve yerel lezzetlerine de
seyahatnâme
sinde yer vermiştir. İzmir
ve çevresinde Çelebi’nin rastladğ en tuhaf yiyeceklerden birisi de Sivrihisar’da karşlaştğ kurt baldr. Çam ballarnn bir çeşit kurtçuk
45
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi.
C. IX. s. 66.
46
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi
. C. IX. s. 69.
1...,180,181,182,183,184,185,186,187,188,189 191,192,193,194,195,196,197,198,199,200,...268
Powered by FlippingBook