Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 19

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Sözlü ve Yazl Metin İlişkisi
9
Bütün bu kullanmlarda yazl bir ortamdan gelen Evliya Çelebi’nin inanlmas zor olay ve durumlarda sözlü kaynaklara atfta bulunmay
tercih ettiği, böylece kendi yetiştiği çevrenin, bunlar doğru değildir gibi itirazlarn ortadan kaldrmay düşündüğü söylenebilir. Bu tür söz-
lü kaynaklardan elde edilen bilgiyi naklederken de yukardaki örneklerde görüldüğü üzere; “
Ve hala ihtiyar kimseler anlatr ki,
diye ör-
nek verirler, Yerli halkn söylediğin göre, Bu olay yakn zamanda oldu diye birçok ihtiyar adam şahitlik ettiler, hikâye ederdi, diye
darb- mesel olmuştur, derler imiş, Öğrendim ki
gibi bir sözlü anlatmann başnda veya sonunda kullanlan ve anlatmann sözlü kaynak-
tan alndğn belirten bir ifadeyle açlmakta veya kapatlmaktadr.
Sonuç olarak Evliya Çelebi, yazl kültür ortamnda büyümüş, merak etmenin ötesinde, yazmak için de seyahat etmiş ve bu nedenle ha-
yatnn elli yln seyahatle geçirmiş bir seyyahtr.
Evliya Çelebi’nin eserine “Seyahatnâme” adn vermesi, içerik bakmndan geziyle ilgili olmasna rağmen, tarz bakmndan “anlatya
dayal” bir eser olmasyla ilgilidir. Türk edebi yaratclğnda bu türden anlatya dayal eserlerin “nâme” sözü ile tamamlanmas bir tesadüf
değil, eserin kurgusuyla ilgili, yani anlat eseri olmasyla ilgili olmal ve mevcut bir gelenek sonucunda böylesi bir adlandrmann tercih
edildiği düşünülmelidir.
Evliya Çelebi’nin metni bir “büyük metin”, bir “metatext”tir. Bu tür bir büyük metin; yazl metinlerin, sözlü metinlerin ve seyyahn göz-
lemlerinin birleştirilmesiyle meydan getirilmiştir.
Evliya Çelebi; anlat tarzndaki metni oluştururken döneminin yazclk geleneğinde az kullanlan nesir tarzn kullanmş ve buradaki
nesir “sade nesir” ad verilen ve döneminde rahatlkla anlaşlabilen bir anlatm ve dil düzeyinde kurgulanmştr.
Evliya Çelebi; içinde yetiştiği yazl kültür ortamndan tandğ dini kitaplar, tarihler, sicil defterleri, lügatler, divanlar ve tezkireler gibi
önemli yazl eserler yannda, gezdiği ve gördüğü mekânlardaki kitabeleri yazl kaynak olarak eserinde kullanmştr.
Evliya Çelebi eserinde önemli diyebileceğimiz derecede sözlü kaynak kullanmştr. Bu kaynaklarn önemli bir ksm bir yörede yaşayan
erkek ve yaşl kişiler olup, bunlarn yannda yerel yöneticileri de onun sözlü kaynaklar arasnda saymak mümkündür.
Evliya Çelebi sözlü kaynaklardan aldğ bilgileri, bir konuda verdiği bilgilerin tartşmal olduğu noktalarda kullanmakta, böylece kendi-
sini, belki inanc ve sahip olduğu konum gereği, bu bilgilerin tartşmal olduğundan uzak tutmak amacyla kullanmaktadr. Bu nedenle
sözlü kaynaklardan daha çok efsane türünün açklayc örneklerini kullanmakta, böylece hem metni zenginleştirip bir anlat türü haline
sokmakta, hem de anlatlann daha inandrc olmasn sağlamaktadr. Bu türden anlatlarn pek çok örneği arasnda gördüğünü söylediği
seyyah olmasnn nedenini açkladğ rüya bunun en tipik örneğini teşkil etmektedir. Efsanelerin inandrclk işlevini Evliya Çelebi’nin en
yoğun şekilde kullandğn söylemek mümkündür.
1...,9,10,11,12,13,14,15,16,17,18 20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,...268
Powered by FlippingBook