Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 187

Evliya Çelebi’nin İzmir’inden Dikkat Çekici Unsurlar
177
“ve bu kal‘a kapusundan taşra elli adm ba‘îd kapu önünde bir şecer-i ibret-nümâ vardr rûy-i arzda ekâlîm-i seb‘ay seb‘a-i seyyârevâr
seyerân u deverân etdim ol eşkâlde bir turfe draht- garîbe görmedim çitlemik ağacna müşâbeheti var ammâ bi-emrillâhi ta‘alâ bundan bir
gûne dühn-i hâlis çkar yetmiş iki rence dâ’- devâdr ve yapraklar gayri gûne yaradlmş bir sun‘- lâyezâldir ammâ yanvan- yûnân
tevârîhinde kaydefâ ana kendi eliyle dikmişdir deyü tahrîr etmişdir hakkâ ki berk-i haşebe ve nihâlleri niçe bin âm mu‘ammer olmuş şecerden
nişân verir ammâ hâlâ ter ü tâzedir nasârâlar bir berk-i hazânna bin tâze cân verüp alrlar kimesne bilmez kim neylerler ve dâ’imâ kaydefâ
tasvîri bu ağaca nazar eder şeklindedir ve niçe bin freng-i pür-reng bisyâr ceng-i bedreng ve mağrbî akûr garbî ve gayri defîne ve kenz-
küşâclar frsat bulup bu drahtn her bâr dibin ve cânib-i erba‘asn kazup mal çkarmağa çalşrlar sabâh kal‘a neferâtlar yine hafr olunan
yerleri setr ederler bu gûne bir vâcibü's-seyr şecere-i gayrdr el-hâsl sun‘- hudâ bir turfe ağacdr ve sene (---) târîhinde rûzgâr- zorkârn
zorundan bir dal krlup hasan beşenâmnda bir âdem bulup mezkûr nihâli alup hânesine götürünce hâtûnu bu nihâli âteşe urup râyihasn-
dan ol avret ve üç câriye ve üç ma‘sûmlar ve civârnda olan âdemlerden drahtn râyihasn şem edenlerden ol mahalde on yedi âdem
bir
demden cân verirler “bu ahvâl karîbü'l-ahd oldu” deyü niçe ihtiyâr âdemler
38
şehâdet etdiler ol zamândan berü bu drahtn sâyesine bile
varmağa havf ederler ve mezkûr hasan beşenin bir kolu meflûc olup niçe sene felc marazyla mu‘ammer olup yakn zamânda merhûm oldu
deyü nakl etdiler ve bu ahvâl tevâtür üzre meşhûr- âfâkdr ol ecilden bu draht- garîbe bir ferd vaz‘- yed etmeğe kâdir değillerdir.”
39
Yine Sancak Kalesi tarafndan Urla’ya geçen Evliya Çelebi burada çarşnn ortasnda çok büyük, oldukça yaşl ve yaz kş yeşil kalan bir
asmadan söz eder. Bahsedilene göre bu ağacn dallar bütün bu alann üstünü sararak en ufak bir güneş şğnn geçmesine izin vermeyecek
kadar bir gölge alan oluşturmaktadr. Ve bu ağaçtan sarkan üzümler adeta gelip geçenler için bir ikram niteliğindedirler. Yine bu asmann
bağclk ile uğraşanlarn aş marifetlerini sergilediklerinden ötürü 37 farkl üzüm çeşidini barndrdğn belirtir. Farkl türlerden birçok
üzümün yer aldğ ve ünü İran ve Arap diyarlarna kadar uzanan bu ağac anlatan Evliya Çelebi buradaki her bir üzüm çeşidin sicillere
geçtiğini savunmaktadr. Zamanla bağclk yerini tütüncülüğe daha sonra da bir takm salgn hastalklar sebebiyle getirisi daha fazla olan
tarm ürünlerine brakmştr. Urla’daki bağclk faaliyetleri bugünkü Zafer Caddesi etrafnda ticarethanelere sahip olan İngiliz, Fransz ve
Rumlarn da buralar terk etmesiyle birlikte günümüzde halen devam etse de eski hacminde ve ününde değildir.
“hikmet-i hudâ bu çârşû-y hüsnün ortasnda kahvehâneler köşesinde bir üzüm asmas hâsl olmuş iki âdem ancak dirâgûş eder bir
cüssedâr ve cesîm şecere-i zerdir cemî‘i çârsûnun şâhrâh üzre nihâl-i drâzlar salup serâpâ bu tarîk- âmm nihâlleri ve berkleri ile mestûr
etmişdir kim zerre girecek mikdâr güneş te’sîr edecek yer yokdur bir koyahdr kim cümle kahvehânede ve çârsû-y hüsünde hâzr olan âşkân
bu sâyedâr şecerin sâyesinde dilberân temâşâsn ederler ve niçe bin salkm üzümü yol üzre âvîze-vâr sarkmşdr cemî‘i âyende vü re-
38
Buradaki “âdemler” ibaresi Hac Beşir Ağa nüshasnda olmayp, Pertev Paşa nüshasnda bulunmaktadr.
39
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi
. C. IX. s. 50.
1...,177,178,179,180,181,182,183,184,185,186 188,189,190,191,192,193,194,195,196,197,...268
Powered by FlippingBook