Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 18

8
Kent ve Seyyah: Evliya Çelebi’nin Gözüyle İzmir ve Çevresi-III
sabah namazn kldktan sonra cami cemaatine “Ey Melemenin açgözlü, kskanç ve alçak halk! Bu muhtaç kulu bir gece konukluğa almayp ‘kâfirde de
olsa zayfa ikram ediniz’ hadisine uygun hareket etmediyseniz bu hakirin sizlere yadigâr şu olsun: Geceleri huzurunuz olmasn, geceleri sğnacağnz
yer olmasn” diye elinde sivrisinek resmi çizili bir kâğd kuyuya brakverdi. O gece şehirde bütün halk sivrisineklerin gazabndan ar ve namusu terk edip
bağlara firar ederler. O zamandan bu güne kadar sivrisinekler şehrimize musallat oldu.”
2.
“Germiyan, Aydn, Saruhan, Sğla, Bursa ve Teke sancaklarnn ahalisi kendi aralarnda bir söz olsa veya bir valinin davullar hoş ses ve ahenk
vermese ‘Melemen davulu’ gibi öter
diye örnek verirler.”
3.
Yerli halkn söylediğin göre;
bu Kaydefa kraliçesinin tlsmdr. Daima bu Kaydefa o hazineye bakar, bu onun tlsmdr
derler.”
4.
“Sonuçta bu Allah’n yarattğ kendine özel bir ağaçtr. (…) tarihinde güçlü bir rüzgâr yüzünden bir dal krlmş, Hasan Beşe namnda bir adam
bu dal bularak evine götürmüştür. Hasan Beşe’nin kars bu dal ateşe attğnda o kadn üç cariye ve üç çocuk ile etrafta bulunan adamlardan ağacn
kokusunu alanlar olduklar yerde, on yedi kişi, bir anda can vermişlerdi.
Bu olay yakn zamanda oldu diye birçok ihtiyar adam şahitlik ettiler.
O
zamandan beri bu ağacn gölgesine bile yaklaşmaktan korkarlar. Ve sözü geçen Hasan Beşe’nin bir kolu felç olmuş nice sene felç hastalğ ile yaşamş
olup, yakn zamanda öldü
diye anlattlar.
Bu durum kuşaktan kuşağa nakledilmek suretiyle bütün dünyaya yayld. Bu sebeple bu tuhaf ağaca bir kişi
bile eli dokundurmaya cesaret edememektedir.
Perî Beşe’nin babas yüz yirmi sene yaşamş ak saçl bir ihtiyar idi. ‘Çocukluğumdan beri bu ağac böyle bilirim. Babamda yüz yirmi yl yaşamşt, o
da o bu ağac böyle bilirim diye anlatrd’ diye Perî Beşe’nin babas hikâye ederdi.”
5.
“Vay gidi domuz vayyy! İsmail Paşa gibi arkan var. Zira bizde tüfek braklmadğndan İstersin ki bütün dünya halkn az dişinle ezesin. Yoksa
biz seni sağ brakr mydk?
diye darb- mesel olmuştur.”
6.
“Öğrendik ki;
yeniçeri kolluğuna ‘alt deyenek’
derler imiş.”
7.
“Öğrendim ki;
söylediğimiz dükkânlarn içerisinde en mamur olanlar Msr çarşs dükkânlardr.”
4
Evliya Çelebi bilgiyi adeta bir derlemeci gibi, “gözlem” ve “görüşme” yöntemleriyle elde etmekte ve yazl kaynaklardan elde ettiği bil-
giyle birleştirerek nihai metni kurgulamaktadr. Burada sormamz gereken sorular, Evliya Çelebi’nin neden sözlü kaynaklar kullandğ ve
nihai metnin içinde bunlara nasl yer verdiğidir. Evliya Çelebi’nin sözlü kaynaklardan elde ettiği ne tür bilgilere yer verdiğinden başlarsak
bu sorulara cevap vermek daha kolay olacaktr. Evliya Çelebi, daha çok açklayc ve örnekleyici metinlere ve bu noktada da efsane türün-
deki anlatmalara yer vermektedir. Bunun yannda atasözü ve deyim ve de baz yerel söz kullanmlar onun anlatmnda yer almaktadr.
4
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi. 9. Kitap.
Hz. Yücel Dağl, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff. İstanbul: YKY, 2000, ss. 45-74.
1...,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17 19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,...268
Powered by FlippingBook