Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 130

120
Kent ve Seyyah: Evliya Çelebi’nin Gözüyle İzmir ve Çevresi-III
İşte Evliya Çelebi’nin yorucu Almanboğaz’ndan çktktan sonra yüklerini ykp, atlarn otardklar, yiyip içtikleri yer Zeytinköy (o de-
virdeki ad Zeytun
69
) olmaldr. Zeytinköy’ün yaşllar, caminin önünde eskiden Akbnar adnda büyük bir pnar bulunduğunu, insanlarn
bu pnarn etrafnda buluşup, oturup dinlendiklerini söylemektedirler.
70
Kanaatimizce Çelebi ve yol arkadaşlarnn dinlendikleri yer bu
suyun başdr. Zira önü bataklk olan bu bölgede, dinlenmek için daha uygun bir yer yoktur ve buras Almanboğaz’nn tam çkş noktas-
dr.
Çelebi, bu noktadan itibaren yaptğ yolculukla ilgili şu bilgileri kaydetmiştir:
“… andan yine Alman Boğaz'nn Ayasuluk yolu üzre olan
gölün ayağ deryâya mahlût olduğu mahalde mîrî balk dalyanlarn ubûr edüp Ayasuluk sahrâs içre şark tarafna nehr-i Menderes kenârnda üç sâ‘at
giderken nehr-i Menderes'i yedi göz taş cisirden ubûr edüp kble cânibine bir sâ‘at dahi mezra‘alar hûb ve buk‘alar merğûb zemîn üzre gidüp…”
Ev-
sâf- taht- Cemşîd kal‘a-i kadîm Ayasuluk
(IX. Kitap: 71).
Çelebi, burada dinlendikten sonra batya, gölün denizle birleştiği noktaya doğru gittiğini söylemektedir. Çelebi’nin Alman Boğaz’ndan
çktktan sonra doğrudan Selçuk’a, yani güneydoğuya yönelmeyip güneybatya, yani denize doğru yönelmesinin sebebi, o devirdeki ova-
nn durumuyla ilgilidir; çünkü Küçük Menderes nehrinin kuzey tarafnda bulunan Gebekirse Gölü ile Çatal Gölü’nün o devirde şimdikin-
den çok daha büyük göller olup ovann bu bölümünü Barutçu’dan başlayarak denize kadar bataklk haline getirdiği yöredeki insanlar tara-
fndan hâlâ bilinmektedir. Evliya Çelebi, bu bataklktan geçip Ayasuluk’a gidemediği için çaresiz önce denize doğru yol almş, bu bölgede
deniz ve göl arasndaki bataklk olmayan sert zeminden, günümüzde Adatepe denilen mevki üzerinden yararlanarak (ki burada günü-
müzde ykk bir taş köprünün kalntlar bulunmaktadr) bataklğ geçmiş ve nehrin aktğ yere ulaşmştr. Çelebi’nin verdiği bilgilerden o
devirde deniz ve bataklk arasnda devlete ait balk çiftliklerinin de bulunduğu anlaşlmaktadr.
Nehrin kenarna ulaşan Çelebi’nin, nehrin akş istikametinin tersine, nehrin kysndaki sert zemin üzerinden doğuya doğru üç saat yol
aldğ anlaşlmaktadr. Ayasuluk’un tam kuzeyine geldiğinde Çelebi, yedi gözlü taş köprü üzerinden (bugün de kullanlan köprünün oldu-
ğu noktadan) nehrin güney tarafna, yani Ayasuluk tarafna geçmiştir. Çelebi’nin üzerinden geçtiği yedi gözlü taş köprü günümüzde de
ayn yerdedir. Buradan güneye doğru bir saat daha yol aldktan sonra Çelebi, (ki yolun bu bölümünün o çağdan bu çağa hiç değişmediğini
söylemek mümkündür) Ayasuluk’a, yani günümüzdeki adyla Selçuk’a ulaşmştr.
69
1467 ylndan beri Osmanl kaytlarnda görülen köyün eski ad Zeytun’dur (Telci 1999: 158).
70
Bu pnarn suyu daha sonraki dönemlerde borulara alnarak şebeke suyu olarak kullanlmştr.
1...,120,121,122,123,124,125,126,127,128,129 131,132,133,134,135,136,137,138,139,140,...268
Powered by FlippingBook