Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 127

Evliya Çelebi’nin Günümüz İzmir İl Snrlar İçinde Kulandğ Güzergâh ve Seyahatnâme’de Buna Dair Sorunlar
117
settiği kale büyük önem arz etmektedir. Seyahatnâme’de kaleyle ilgili olarak
“Ve kal‘as
[Q 34a]
[P 34a]
bir sivri kzl kaya üzre bir vîrânca kü-
çük kal‘ackdr. Ammâ gâyet sarp yerde vâki‘ olmuşdur. Hattâ sene (---) târîhinde Celâlî Cennetoğlu tahassun etmesin içün bu kal‘ay câ-be-câ münhedim
etmişler. Ammâ mülûk himmetiyle cüz’î şey ile ta‘mîri mümkindir. Dizdâr ve neferât ve içinde âdemî zâd yokdur.”
(IX. Kitap: 69) denilmektedir.
15-16. yüzyllardaki Ayasuluk Kazas (Selçuk) üzerine araştrma yapan Cahit Telci, tarihi kaynaklarda geçen Nefs-i Kzlhisâr’n günü-
müzde Torbal olduğu görüşündedir.
61
Metropolis kazlarn başlatan ve konu üzerine bir de eser veren arkeolog Recep Meriç ise
Kzlhisâr’n Metropolis olabileceğini tahmin etmektedir.
62
Çelebi’nin güzergâhn tespit etmek maksadyla bölgede yaptğmz çalşmalar srasnda, Torbal Ovas’na hâkim bir tepenin üzerinde
bulunan Antik Metropolis kazlarnn bulunduğu mevkinin, bu antik kentin yaknnda bulunan Yeniköy’ün yerlilerince eskiden beri
“Kzlhisar mevkisi”
olarak adlandrldğn öğrendik. Söz konusu mevkide, bir kale mevcuttur. Bütün bunlara ek olarak izinde olduğumuz
tarihî yolun da bu noktaya çkmş olmas, Seyahatnâme’den evvel 1530 ylna ait Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri’nde de Selçuk’a bağ-
l olarak Nefs-i Kzlhisâr adyla geçen
63
yerleşim biriminin, yani Seyahatnâme’deki Kzlhisâr’n buras olduğunu ispat eder niteliktedir.
II. yüzylda yaşamş olan Strabon da bu bölgeden bahsederken Metropolis’i İzmir (Smyrna)’den Efes (Epesos)’e giden yol üzerinde an-
maktadr ki, bu durum, Strabon çağndan Çelebi çağna kadar yolun bu noktadan geçtiğini göstermektedir.
64
Arkeologlarn kaleyi, Bizansllar tarafndan Araplara karş savunma amaçl kullanlmş olmas nedeniyle “Bizans Kalesi” olarak nitelen-
dirmiş olmalar
65
, burann Çelebi’nin bahsettiği kale olup olmadğ konusunda tereddüt doğurabilir ki, esasen bu açklanabilir bir durum-
dur: Çelebi, kalenin boş olduğunu söylemektedir. Ayrca geçmişte Türkler tarafndan kullanldğ yönünde bir bilgi de vermemektedir. O,
yalnzca kalenin bir dönem İzmir ve civarnda büyük isyan faaliyetlerinde bulunan Celali Cennetoğlu tarafndan ele geçirilip kullanlma-
mas amacyla yktrldğn ifade etmektedir. Arkeologlarn kaleyle ilgili elde ettikleri bilgiler, Çelebi’nin vermiş olduğu bilgilerle birlikte
değerlendirildiğinde şunu söylemek mümkündür: Kalenin kydan uzakta kalmas sebebiyle Türkler, bölgeyi ele geçirdikten sonra kaleyi
kullanmaya ihtiyaç duymamşlardr. Bununla birlikte kale 17. yüzyln birinci yarsna kadar ayaktadr; fakat Cennetoğlu isyanlarnn ya-
şandğ dönemde kale onun eline geçmesin ve kötü amaçlar için kullanlmasn diye özellikle yktrlmştr.
Çelebi’nin bu noktadan, yani Kzlhisâr’dan Ayasuluk’a kadarki yolculuğu, haramilerle yaşadklar korku dolu bir macerayla geçer. İlk
bakşta Çelebi’nin Ayasuluk’a şimdi kullanlmakta olan yol çizgisinden, yani buradaki dağlar eteğince, Sağlk, Belevi üzerinden ulaşmş
61
Cahit Telci, 15-16. Yüzyllarda Ayasuluğ Kazas, Doktora Tezi, s. 135.
62
Recep Meriç, Metropolis Kazlarnn İlk Beş Yl, 1990-1995, s. 12.
63
Nefs ifadesi köyün nitelikli bir köy olduğunun ifadesidir. Söz konusu defterde köy hâne 71, mücerred 9, imam 1 ve hâsl 17,550 olarak kaydedilmiş (s. 411), bir
başka yerde bu köye ait vakf- zâviye-i Şeyh Mehmed adyla bir vakfn varlğndan söz edilmiştir (s. 418). Bk. 166 Numaral Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri
(937/1530) Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara: Osmanl Arşiv Daire Başkanlğ Yaynlar (Haz. Ahmet Özklnç; Vd.) 1995.
64
Strabon.
Antik Anadolu Coğrafyas (Geographika: XII-XIII-XIV).
Çev. Adnan Pekman, İstanbul: 2000, s. 181, 191, 240.
65
Recep Meriç.
age.
s. 28.
1...,117,118,119,120,121,122,123,124,125,126 128,129,130,131,132,133,134,135,136,137,...268
Powered by FlippingBook