Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 3.Cilt - page 106

96
Kent ve Seyyah: Evliya Çelebi’nin Gözüyle İzmir ve Çevresi-III
Yolculuğun bu ksmyla ilgili asl ilginç durum, Çelebi’nin Tuzla’y ziyaret ettikten sonra
Melemen
’e gitmek için güneye doğru yol alma-
sdr. Daha açk bir ifadeyle Tuzla’nn tam doğusunda, nehrin karş kysnda bulunan Melemen’e gitmek ve nehri bu noktadan geçmek
varken Çelebi’nin niçin yolu bu kadar uzattğ meselesidir. Oysa yukarda da ifade ettiğimiz gibi Tuzla’dan yola çktktan sonra bahsettiği
tek yer, nehrin denize döküldüğü noktadr. Bunu da çektiği sknty ifade etmek için kaydetmiş olmaldr.
Bizce bu durum Çelebi’nin tercihinden değil, mecburiyetinden kaynaklanmştr. Bu, Çelebi’nin geldiği mevsimde Gediz’in debisi ve del-
tann durumuyla ilgili olabilir. Kanaatimizce Evliya Çelebi bölgeye Gediz’in sularnn en çok olduğu dönemde gelmiş olmaldr. Çelebi’nin
Hacc yolculuğuna 21 Maysta çktğn düşünürsek, seyyahmzn en geç Haziran aynda bu bölgeye gelmiş olmas icap eder. Zira yazn
gelmiş olsayd Gediz’in sular çok azalacağndan seyyahmz ve ekibi nehri rahatça geçebileceklerdi. Oysa seyyahmz Gediz’in denize dö-
küldüğü yere, yani akntnn gücünü iyice yitirdiği noktaya gitmesine rağmen nehri geçmek için bin türlü skntya katlanmak durumunda
kalmştr:
“… nehr-i Gedüs deryâya mahlût olduğu mahalden yüz bin renc [ü] anâ ile atlar yldrup bizler bir kayğa süvâr olup karşuya ubûr etdik.”
(IX. Kitap: 46).
Çelebi ve beraberindekiler nehri at üzerinde geçemeyip kayklarla geçmek zorunda kalmş, atlar da yüzdürerek geçirmişlerdir. Ve doğal
olarak tahmin edebiliriz ki, Gediz’in suyunun bu denli çok olduğu mevsimde, Gediz Ovas’nn da önemli bir ksm bataklk olmaldr. Bu
da Çelebi’nin niçin Tuzla’dan dümdüz doğuya, yani Melemen’e gitmediğinin diğer bir açklamas olabilir.
Çelebi, bin türlü skntyla Gediz’i geçtikten sonra altnc saatte
Vilâyet-i Tarhâniyye ve Şehr-i kadîm-i Melemenye
’ye (bugünkü adyla Me-
nemen) geldiğini kaydetmektedir: “…
nehr-i Gedüs deryâya mahlût olduğu mahalden yüz bin renc [ü] anâ ile atlar yldrup bizler bir kayğa süvâr
olup karşuya ubûr etdik. Andan altnc sâ‘atde, Evsâf- vilâyet-i Tarhâniyye şehr-i kadîm-i Melemenye.”
(IX. Kitap: 46).
Çelebi’nin son cümlesi yani “…
andan altnc saatte Melemen’e
(geldik)
ifadesi açk olmayp
“Nereden itibaren altc saat?”
sorusunu bera-
berinde getirmektedir:
“Kara Foça’dan m, Tuzla-i Melemen’den mi, yoksa nehrin geçildiği noktadan itibaren mi?”
Evliya Çelebi’nin nehri geçtik-
ten sonra, kuzeydoğuya doğru ova içinden dik bir çizgiyle çktğn ve bugünkü Ulukent (eski ad Ulucak) yaknlarnda şimdilerde de kul-
lanlan Menemen
34
Yolu’na çkmş ve bu yol üzeri Melemen’e varmş olmaldr.
35
Sözünü ettiğimiz mesafe 20 km civarnda bir yoldur; bu
da ortalama 3 saatte alnabilecek bir mesafedir.
Çelebi’nin nehirde çektiği ve
“..yüz bin renc [ü] anâ ile atlar yldrup bizler bir kayğa süvâr olup karşuya ubûr etdik…”
şeklinde ifade ettiği s-
knt düşünüldüğünde ve yine “…
karşuya ubûr etdik. Andan altnc sâ‘atde…”
ifadesinde geçen “andan” sözcüğü, mesafe için esas alnan nok-
tann nehrin karş kys (doğu yakas) olduğunu işaret etse de, bu konuda bize en büyük yardm, Çelebi’nin genelde kullandğ üslubu
34
Yaznn baz ksmlarnda Menemen baz Ksmlarnda Melemen ifadesi dikkatsizlikten kaynaklanan bir durum olmayp Menemen bugünkü, Melemen şekli ise o
dönemdeki kazay ifade etmek için kullanlmştr.
35
Eski Yol güzergâh, Çiğli, Harmandal üzerinden ve Ulukent (Eski ad Ulucak)’in birazck doğusundan Melemen’e ulaşmakta idi.
1...,96,97,98,99,100,101,102,103,104,105 107,108,109,110,111,112,113,114,115,116,...268
Powered by FlippingBook