Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 97

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
83
[P 35a-1] kaplar vardr, sonra yokuştur. Kale içinde toprak örtülü yirmi ev ve mescidi var. Bütün sokaklar yalçn kaya kaldrmdr. Bu kale dşnda güney tarafnda bir kat
kale daha vardr. Tamamen virane haldedir. İbretlik harap binalar vardr. Kbleye bakan kale kaps görülmemiş bir tarzda inşa edilmiş, sanat eseri eski bir binadr. Kemerleri
üzerinde Bihzad
429
nakş gibi, hayal mahsulü tasvirler var ki, adamn ibret gözü kamaşp, hayran olur. Bu şaşrtc resimlerin benzeri ancak Atina Kalesi’nde bulunur. Bu kap-
nn dşnda aşağ varoşta diller ile ifade edilemeyecek olan ibretlik binalar var. Eski zamanlarda nasl bir ticaret şehri olduğu halen binalardan kalan eserlerden anlaşlan üç yüz
hamam, yedi bezzazistan, yedi yüz kârgir yap han, yirmi bin dükkan, üç bin mescit ve sekiz yüz cami, iki yüz medrese, yetmiş aşevi, üç bin çeşme, bin beş yüz sbyan mektebi
ve yüz binlerce ayan saray ve yüz binlerce ev izleri görülmektedir. Şehrin doğusunda semaya yükselmiş gökkuşağn andrr yüksek revakl su kemerleri var ki, şimdi bir padi-
şahn sadece bir kemerini yaptrmaya gücü yetmez. Görenin akln başndan alan bunun gibi büyük binalar var. Bu binalarn tamam beyaz mermerler ile inşa edilmiştir.
Harabesi içinde binlerce Ayasofya sütunlar gibi mermer somaki
430
ve zenburi sütunlar var ki alt üst olup yatyor. Ve binlerce tâk- Kisra
431
gibi kemerler ve şadrvanlar harap
olmaktadr. Hatta İstanbul’da Süleymaniye ve Yeni Cami içindeki ibretlik sütunlar ve garip taşlar bu şehirden gitmiştir. Bu şehrin harap olmasna sebep, dünya tarihçilerinin
yazdklarna göre sene (---) tarihinde Msr’da bir büyük ktlk olup adam adam yeme noktasna varrlar. En sonunda bir gemi ile yüz binlerce adamlarn Ayasuluk hakimine
gönderip, mallaryla tahl isterler. Bu şehir halk bir hardal tanesi dahi vermeyip, gelenleri geri çevirirler. İstekleri reddedilen adamlar da; “Şehriniz harap olup ekmeğe tuza
muhtaç olasnz!” diyerek beddua edip, hiçbir şey elde edemeden Msr’a varp, başlarndan geçen hikayeyi Msr hâkimine anlatrlar. Derhal iki yüz bir adam bir yere toplanp,
baş açp, Ayasuluk’un harab ve halknn uzun ömürlü olmamas için beddua edip, hala Msr divanhanesinde yedi şehrin harap olmas için her sabah “En‘am- Şerif”
432
okunur.
Bunlardan biri de Ayasuluk’dur ki böyle bir şehrin yklmasnn sebebi beddua olmuştur. Aslnda Ayasuluk kavmi, müflis mendebur ve mahsulleri anbarlarnda bozulur, tuzlar
sulanp erir. Buna karşlk fakir insanlar aç, susuzdur. Amma yine bu şehirde defnedilmiş bulunan büyük evliyaullah ruhaniyetleri sebebiyle, aşağ varoşda yüz adet toprak
örtülü ev ve yirmi adet dükkân ve bir mescidi ve bulank sulu küçük bir hamam ve bir han var. Çarş meydan ortasnda bulunan büyük çnar ağacnn gölgesinde bir âb- hayat
kuyusu var. Temmuzda buz parçasdr. Yer yer evlerinde küçük bahçeleri vardr. Amma çarşdan biraz uzakta kale altna yakn, eski şehirde baki kalmştr.
429
XV. yüzylda yaşamş İran’l meşhur bir minyatürcü.
430
Kzl ve yeşil renklerde diğerlerine göre çok daha sert ve damarl bir mermer çeşidi.
431
Nuşirevân'n adaletle hükmettiği saraydr.
432
İçinde Kur'an'dan baz ayet ve surelerin bulunduğu dua kitab.
1...,87,88,89,90,91,92,93,94,95,96 98,99,100,101,102,103,104,105,106,107,...180
Powered by FlippingBook