Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 89

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
75
[P 34a-1] Gayet sarp yerde bulunan sivri bir kzl kaya üzerinde yer alan küçük kalesi harap durumdadr. Hatta sene (---) tarihinde Celâlî Cennetoğlu’nun sğnmasn engelle-
mek için kaleyi tamamyla ykmşlar. Ancak beylerin himmetiyle az bir parayla tamiri mümkündür. Dizdar ve askeri ve içinde yaşayan kimse yoktur. Ancak, köyleri bakml bir
kazadr. Kadsnn belirli bir merkezi yoktur. Baz köylerinde hafta pazar kurulup, kad ve subaş pazar pazar gezip kontrol ederler. Yoksa han ve cami ve imaret ve çarşl kasa-
bas yoktur. Amma bütün köylerinde han-hamam, cami ve mescit mevcuttur. Serdardan yirmi yeniçeri yoldaş alp, sarp toprakl ve çaml dağlar, beller ve korkunç yollardan
giderken sekiz saat sonra büyük bir musibetle karşlaştk ki aynen şöyledir.
ALMAN BOĞAZI’NDA HAKÎR’İN ÇİLESİ:
Hepsi silahl yoldaşlarmzla birlikte, Besmele ile amansz Alman Boğaz’ndan içeri girip, yarm saat ilerledikten sonra gördüğümüz manzaradr: Yirmi atlnn atlarn mahmuz-
layp üzerimize geldiğini görünce tedbir aldk. Bazlarnn eli kolu yaral, kan revan içinde kalmş olan kimseler atlarn brakp, kaçarak yanmza geldiler; “Bre Muhammed
ümmeti nereye gidersiniz? İlerde krk elli harami bizi krp, bütün malmz ganimet alp, ardmzdan kovalarlar” diyerek, feryad edip, kzl kana boğularak kaçtlar. Biz de bir
yere toplanp yeniçeri yoldaşlarmz atlarndan inip, yürüyerek tüfekleri ile hareket ederek, korkusuz ve pervaszca yola düşüp giderken anszn kimi tüfekli, kimi ok ve mzrakl,
kzl kanl, elleri klçl krk adet küheylan atl çplak adamla karşlaştk. Biz de onlara kurşun atnca yaknnda at baş beraber durup, içlerinden bir adam gelip; “Bre gâziler
hemen şimdi ileri doğru kaçan yirmi otuz atl gördünüz mü?” diye sordular. Biz de “gördük” diye cevap verdik. “Eyvah, onlar haramilerdir. Bizi basp krdlar. Allah’a hamd
olsun bizler galip gelip, atlarmzda derman kalmad. Sizin atlarnz dinçtir. Haramilerin de atlar kalmştr. Yardm edin şunlara yetişin” diyerek feryat edip mecalsiz kalmşlar,
amma gel şimdi ne yaparsn? İleri kaçanlar bunlar için harami deyip kaçtlar. Bunlar m harami, onlar m Celali? Tereddütte kaldk. Cesaretlenip, tanşnca anladk ki bunlarn
hepsi tüccardr. Hemen bunlarn at dinç olanlar ile bir araya gelip,
1...,79,80,81,82,83,84,85,86,87,88 90,91,92,93,94,95,96,97,98,99,...180
Powered by FlippingBook