Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 75

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
61
[P 27b-1] doğu taraf eğimli ova ve dağdr. Dağlarn yamaçlar tamamen bağlktr. Ve kale içerisindeki evlerin tamam bat tarafndaki Sakz adasna doğru denize bakan elli
adet toprak örtülüdür. Dizdar ve yüz seksen beş askerin tamam burada otururlar. Kalesi dörtgen şeklinde olup, taştan inşa edilmiş “Kale-i Hoşabad”dr. Bu kale doğudan batya
doğru uzunlamasna kurulmuştur. Boyu yokuş aşağya hendek kenarnca iki yüz admdr. Eni yüz elli admdr. Bu hesap üzere kalenin etrafnn ölçüsü yedi yüz admdr. Üç
tarafnda derin hendekler vardr. Fakat bat tarafndaki kayalklar deniz dövdüğü için hendek yoktur. Kble tarafndaki varoşlara açlan demirden dayankl bir kaps vardr. Ve
hendek üzerindeki makaral asma köprü yardm ile girilir çklr. Ve bu kap tarafnda iki kat duvar vardr. Ve iç kale duvarnn batya bakan sadece bir kale kaps vardr. Bu
kap, üzerinde tarih yazl olan kapdr. Ve bu kapdan içeride bir kat demir kap daha vardr. Ama bu ikinci kap kuzeye bakmaktadr. Ve bu iki kapnn üzerinde Sultan
Bayezid-î Velî’nin ulu bir camisi vardr. (…) tarihinde Venedik gemileri gelip kaleyi boş bulup istila edince, kalenin demir kaplarn, caminin altn âlemlerini almş, ayrca
caminin kurşunlarn ve hatta varoştaki caminin de âlemleri ve kurşunlarn alarak kalenin dört bir tarafn tahrip edip kaçmşlardr. Daha sonra padişahn ferman ile Ak Mehmet
Paşa, Sakz adasnn muhafz iken Çeşme kalesini tamir ettirmiş, beyaz inci gibi güzelleştirmiş ve camiyi nurla şklandrp altn alemler ile süslemiş ve ellişer kantar demir ile
yeni kale kaplar yaptrmş, hendekleri yirmi arşn
249
daha uzatarak derinleştirmiştir. Ve deniz kysndaki limana bakan iki tane yeni tabya inşa etmiş, her birine onar adet
balyemez topu ve binlerce kantar siyah barut koymuştur. Kale neferlerinden firar edenlerin askerlikle ilişkilerini kesip yeni askerler almş böylece kaleye taze can gelmiş ve
sağlam bir savunma noktas haline dönüşmüştür. Fakat cami henüz kiremitle kapldr. Kale inci beyaz bir kuğu gibi benzersiz bir mücevher olmuştur. Ondan sonra kâfir bir kere
daha gelmiş, top darbesiyle kaptan gemisi batrlmştr. On kalyon on milyon mal ile yaplamazd. Bundan sonra kâfir çeşme kalesinden su içmeye tövbe etti. Aşağlanmş ve
terbiye edilmiş olarak geri gitti. Ondan sonra batan gemisinden şu kadar çok miktarda hazine, cephane, iki parça yatrtma top ve tunç toplar sömbeki gavvazlar
250
denizden
çkarmştr. Bütün bu toplar ile kaleyi süslediler. Başlangçta kaleden aldklar maln on katn Cenab- Allah geri bağşlad. Kble tarafndaki varoş ile birlikte bu kale sğla
sancağna ve Cezayir kalemine bağl yüz elli akçelik. Krk parça köyden oluşan nahiyesi vardr. Varoşta tamam toprak örtülü, bağl bahçeli yüz elli adet ev vardr. Sakz
Paşa’sna bağl voyvodalktr. Serdar ve kethüdayeri yoktur. Çünkü o kadar büyük bir kasaba değildir. Mahsul vermeyen iki yüz kadar hurma ağac vardr. Sahillik bir yerdir.
Deniz kysnda kurşun kubbeli küçük bir camisi vardr. Cami yolunun üzerinde büyük bir han vardr. Toplam yetmiş odaldr. Üzerindeki kurşunu kâfir almştr. Nimeti bol olan
bir imaret vardr. Bu imaretlerin tamam Süleyman Han’n veziri makbul iken maktul olan İbrahim Paşa’nn
251
hayrlarndandr. Bir hamam, üç mescit ve krk adet dükkân
vardr.
249
Eskiden kullanlan bir uzunluk ölçüsüdür. Parmak ucundan dirseğe kadar olan kol boyu olup genellikle kumaş ölçmek için kullanlrd ve 68 cm’ye tekabül ederdi.
250
Batk gemilere dalan dalgçlar.
251
Makbul İbrahim Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’n ikinci sadrazamdr ve öldürüldükten sonra “Maktul İbrahim Paşa” olarak anlmştr.
1...,65,66,67,68,69,70,71,72,73,74 76,77,78,79,80,81,82,83,84,85,...180
Powered by FlippingBook