Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 69

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
55
[P 26b-2] Allah’n Hikmeti, Evliya’nn Maceras; Bu çengil taşl yolda bu kadar piyade gaziler ile giderken tüfek fitili kokusu alnd. Hemen yoldaşlarmz olan yetmiş nefer
tüfekli etraftaki patikalara dağlarak aç kurdun koyuna ve koyunun tuza seğirtir gibi seğirttiler. Taşlk içerisinde ararken taptaze bir insan kolu ve bir klç getirdiler. Hakîr dahi
ileri vardm, iki kellesiz insan cesedi gördüm. Kanlar henüz akmş ve canlar henüz çkmş idi. İkisi dahi harbi ile yaralanmşlard. “Bire bu ne haldir?” diyerek daha ileri var-
dk. Bir kolsuz civan yiğit, bir aksakall ihtiyar adam, iki karakaşl adam ayaklarnda çizmeleri, bellerinde klçlar ve esbaplar ile yatarlar. Daha yeni cenk ede ede parça parça
olup şehit olmuşlar. “Bire hazrbaş olun!” diyerek bütün arkadaşlara tembih edip bu tehlikeli yerden bir an önce geçelim derken hemen ileriden “Allah Allah” sesleri işitildi ve
yirmi otuz kez tüfek ile ateş edildi. Hemen hakîrin yannda kalan arkadaşlar ceylan gibi sçrayarak ileri seğirttiler. Hakîr dahi beygirleri hizmetçilere brakarak ileri vardk. Me-
ğer başlangçta ileriye atlan arkadaşlarmz on yedi haramiye rast gelmiş ve siper almşlard. Hemen birbirlerine girip cenk etmeye başlayp tekbir getirmeye başlayanlar onlar
imiş. Biz dahi imdada yetişerek büyük cenk edip on haramiyi çatşma alannda katlettik. Yedi tanesi ise kaçmşt. Bizim arkadaşlarmz tamamn soyup alet ve silahlarn alrken
biraz ileriye vardğmda gördüm ki, orman içinde bir adamn elini kolunu bağlayarak huzuruma getirdiler. Ben konuşup; “Adam sen bu orman içinde neylersin?” diye sordum.
Herif dedi; “Vallahi biz demin Urla şehrine giderken haramiler bizi bast büyük cenk ettik, dört adam öldürdüler. Haramiler sizi zeytin ovasnda görünce firar ettiler. Ben onlar-
la birlikte kaçmayp korkumdan bu ormana sğndm ve hrszlar tanmasn diye kendilerinden düşen iki adamn kellesini keserek yanlarnda götürdüler. İşte şu Karaburun or-
manlarna girdiler. Hemen peşlerinden yetişip onlar da yakalayn. Yoksa ben garip bir adamm” diyerek sürekli çelişkili cevaplar verdi. “Sen ne diyardansn?” diye sordum.
“Uşaklym” diye söyledi. “Uşak şehri mi?” diye sordum. Asla meşhur özelliklerinden haber vermeyi başaramad. Hemen arkadaşlara “Bire bu kâfir hrszdr ve üstündeki elbi-
seler de bu bölgenin elbiseleridir. Hrsz oğlu hrszdr” dedim. Bu srada ormann içinde arkadaşlarmz iki kelle getirerek “Bu kelleler bu adam tuttuğumuz yerde idi” dediler.
“Ya bu kelleler nedir?” dedim. “Haramiler yanma brakp kaçtlar” diyerek her şeyi inkâr etti. Ama gayet sert görünüşlü bir adam idi. “Tiz şu adam soyup bir ağaca bağlayn.
Şimdi ben seni bülbül gibi öttürürüm” dedim. Herifi soyarken ayağnda taze bir klç yaras gördük. Gömleğinin eteğinden kesip klç yarasn sarmş. “Ya bu taze yara nedir?”
dedim. “Haramiler yaralad idi, ilaçsz ormanda kaldm” dedi. Daha nice saçma sapan sözler etti. Neticede hep birlikte herifi sk bir şekilde bağlayarak konuşturduk. Meğer
haramilerden ölen iki kişinin kellesi ile birlikte ormanda gizlenirken yakay ele vermiş. Arkadaşmz olan Serdar Pîrî Beşe’ye haramiyi teslim ederek daha ileri vardm. Ve sözü
edilen dört şehidi toprağa verdim. Kellesiz iki harami leşini brakarak, bütün elbiselerini arkadaşlarmz alp bulduğumuz insan kolunu o kolsuz civan yiğidin yanna gömdük.
Yarm saat ilerledikten sonra
1...,59,60,61,62,63,64,65,66,67,68 70,71,72,73,74,75,76,77,78,79,...180
Powered by FlippingBook