Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 59

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
45
[P 25b-1] mollalarna ayrlmştr. Manisa’daki Süleyman Han’n validesinin camisinin vakfdr. Yüz on sekiz kese vakf mal vardr. Subaşlktr,
188
iki yüz adam ile idare edip
vergi toplar. Bu şehrin kethüdayeri ve yeniçeri serdar Perî Beşe’dir. Şehrin ileri gelenleri Mehmed Efendi, Topal Hoca Ivaz Efendi ve Halil Beşe’dir. Bu adamlar hanedan sahi-
bidir. Ve bu Urla şehri kayalk, zorlu, inişli yokuşlu, dereli tepeli yerlerde bağlk bahçelik ve tamamen toprak örtülü kale ve kule gibi üç bin kârgir taş binadan oluşan bakml
yerdir. Tamam on bir mahalledir. Toplam krk camisi vardr, fakat her mahallesi birbirinden uzak dağlarda ve tepelerin toprakl yerlerinde kurulmuştur. Camilerin en güzeli
olan Klç Ali Paşa Camisi büyük çnarlar altndaki bir dinlenme alan ile haremi süslü, kurşunlu ve kargir kubbeli ferah güzel bir binadr.
Ve yine dört yol başnda Hac Turan Camisi kargir kubbesi, kurşunlu ve dengeli minaresi olan bir yapdr. Kaps üzerindeki tarihi şöyle düşülmüştür:
“Beniye hÀõe’l-mescide’ş-şerîf el-óÀcc ùÿrÀn bin mÿsa tÀrîòuhu lehüve beytü’l èbÀdeh - sene
961.”
189
Uçurumun başndaki Fatih İbrahim Bey Camisi eski cami ad ile anlan özellikli bir camidir. Üç büyük kârgir kubbesi kurşunludur. Ve kocaman bir minaresi vardr. Biri-
sinin sağ tarafndan merdivenle çklan, diğeri kble tarafnda hareme açlan iki büyük kaps vardr. Ve hareminde bir çeşit şadrvan olup, ilk dönem mimarlarnn eseridir.
Diğer uzak mahallelerde nice kurşun örtülü camiler vardr. Bakp gördüğümüz bu camilerin çoğu mescit şeklindedir. Ve şehirden uzak dş mahallelerde dikkati çeken Rüstem
Paşa ve Kumanl Camisi adnda iki cami vardr. Biri Hersekoğlu Ahmed Paşa, diğeri Fatih İbrahim Bey adnda olmak üzere iki hamam vardr. Menfi Efendi ve Hulusi Efendi
adl iki medresesi vardr. En büyüğü kârgir yapl Hac Ivaz olmak üzere, yedi han vardr. İkisi kurşun kubbeli dârü’l-ulûm,
190
yedi adet mektep vardr. Ve Sultanî çarşlarnda
iki yüz adet ticarethane vardr. Her dükkânn önünde üzeri kiremit örtülü sofalar bulunmaktadr. Pazar günleri oralar insan denizi gibi kalabalk olup, ürettikleri mallar sofalarda
satarlard. Ancak bezzazistan yoktur. Allah’n hikmeti bu güzel çarşnn ortasnda, kahvehaneler köşesinde bir üzüm asmas büyümüştür. İki adamn ancak kucaklayabileceği
yapda iri bir altn ağaçtr. Bütün çarşnn ana yolu üzerinde dallar salp bu yolun tamamn dallar ve yapraklar ile smsk örtmüştür. Öyle ki güneşin tesir edebileceği zerre
kadar yer yoktur. Öyle koyaktr ki bütün kahvehane ve çarşda bulunan âşklar bu ağacn gölgesinde dilberleri seyrederler. Ve binlerce salkm üzümü yol üzerine avize gibi
sarktmştr. Bütün gelip giden atllar ve yayalar geçerken bir salkm koparp zevkle yerler. Aşlama ilminde mahareti olan bağclar hünerini göstermek için bu üzüm ağacna bir
kalem aşlayp yeni bir çeşit üzüm üretirlerdi. Böylece herkes bu üzüm ağacna kalem aşlaya aşlaya sar, yeşil ve krmz kuş üzümü, kadn parmağ, ter gömlek, kradina,
kumla, razak, beylerce, misket alaca ve siyah üzümün çeşitleri bu ağaçta üretilmiştir. Hakîr bunu gördüğünde mahsul zamanyd. Otuz yedi çeşitli renkte üzümü gördük ki
bunlar sicil kaytlarna geçmiştir. Arabistan ve İran’da bu asmann üzümleri oldukça meşhurdur. Beyt:
188
Subaş: Osmanl döneminde bir şehrin ve bilhassa küçük kasabalarn inzibat işlerine bakan görevli.
189
Bu Cami-i Şerif Musa oğlu Hac Turan için, sizin ibadetiniz için yaplmştr. Sene 961 (1553-1554).
190
Ders görülen yer, medrese.
1...,49,50,51,52,53,54,55,56,57,58 60,61,62,63,64,65,66,67,68,69,...180
Powered by FlippingBook