Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 57

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
43
[P 25a-2]
Bu kalenin yedi büyük kulesi bulunmaktadr. Cephanesi ise gayet çoktur. Toplam yetmiş adet balyemez topu, çultutmaz, kundak tutmaz şayka toplar, denize tama-
men hâkim kapakl toplardr ve her an hazr durumdadrlar. Bu kalenin bir mil kuzeyindeki karş yaka Melemen şehri toprağdr. Gayet sğ kylardr. Bu nedenle bütün gemiler
bu kale önünden geçmek zorundadr zira buras derindir.
Bu kalenin kbleye bakan bir kaps vardr. Yeni ve demir bir kapdr, dşardaki varoşlara çkacak yerde yüz adm
uzunluğunda ve yirmi adm genişliğindeki hendeğin üzerinde üç yerden hapeng
179
ile zemberekli asma köprüleri vardr. Her gece kaledeki askerler köprünün tahtalarn kaldrr-
lar böylece kale adeta bir adaya dönüşür ve girip çkmak imkânsz hale gelir. Ve bu köprübaşnda bir lonca köşkü vardr. Gelip gidenler burada dinlenirler. Ve kale kaps üze-
rinde beyaz mermer üzerine celî hat ile işlenmiş tarihi şöyledir:
“Görünce hÀtif-i àaybî dedi bÿ úalèaya tÀrîò kilîd-i baór ü berr oldu ve óaúúÀ úalèa-yi sancÀú - sene
1077.”
180
Bu kaleye Sancakburnu denmesinin sebebi, herhangi bir kâfir kalyonu İzmir’e girmek istese beyaz sancak çekerek itaat ettiğini gösterdikten sonra limana girebilir. Bu
kalenin kble tarafnda büyük bir çayrlk meydanda iki yüz kiremitli ev, bir cami, bir han, bir hamam ve on dükkândan oluşan yeni ve şirin bir kasaba inşa ediliyor. Bu varoş ile
kale arasndaki meydanda gölgeli ağaçlar altnda suyu öyle güzel olan bir çeşme var ki içene hayat verir. İzmir ile Urla şehri aras denizden batya doğru otuz mildir. Fakat İzmir
körfezi ağznda, Karaburun kazasnn sağnda dağlarn eteğinde güneye doğru yedi mil mesafede küçük bir körfez daha vardr. Urla iskelesi bu körfezin sonundadr. Lakin Urla
dağlarn bir saat içindedir. Oradan Sancakburnu Kalesi’ni seyredip atlarmza binip deniz kysn takip ederek düz kumsallar üzerinden güneybatya dört saat, sonra kbleye bir
saat seyahat ettikten sonra kayalk, dere tepeli bir yerdeki Urla Kalesi’ne ulaştk.
URLA KALESİ’NİN ÖZELLİKLERİ:
Kaydefa Kraliçesinin kz Ulrice melike büyük İskender’in korkusundan bu kaleyi yaptrmştr. Ondan sonra daha nice hükümdarlar eline geçmiştir. (…) tarihinde Sultan
Alâeddin’in emirlerinden Gazi İbrahim Bey bu kaleyi Rum keferesinin elinden almştr. Ondan sonra Sğackoğullarnn eline geçmiştir. Ondan sonra da Osmanoğullarndan II.
Murat Han’n emrine geçmiştir. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet devrinde kötü ahlakl kâfirler bu kaleyi istila etmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet tekrar fethedip, kâfirler bir daha
hrslanp ele geçirmesinler diye, baz yerlerini tahrip etmiştir. Fakat küçük bir gayretle tamiri mümkündür. İç kale olmas sebebiyle yenilenmesi önemli değildir. Kayalk bir
zemin üzerinde, dörtgen şeklinde özel bir kaledir. Anadolu toprağnda, Adalar kaleminde, Sğack vilayetine bağl yüz elli akçelik kaledir. Etrafnda krk adet köy vardr, fakat
geliri İzmir
179
Kepenk.
180
Gaipten gelen haberci bu kaleyi görünce şöyle tarih düşürdü: Sancak kale gerçekten de denizin ve karann kilidi oldu. Sene 1077 (1666-1667). [Kitabenin ikinci msrasnda ebced
hesab ile tarih düşülmüştür.]
1...,47,48,49,50,51,52,53,54,55,56 58,59,60,61,62,63,64,65,66,67,...180
Powered by FlippingBook