Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 41

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
27
[P 23a-2] Şiirindeki gibi ruhsuz bir kalptr. O dünyay tasvir eden ebedi yaratcdr ki, bütün canllara hareket, hayat, davranş ve akl veren; o ki iki dünyann yaratcs, insanla-
rn ve cinlerin yaratcsdr. Ve bu Kaydefa kraliçesi kabartmasnn yüzü kuzeye karşdr. O tarafta sağlam bir kule vardr, orada büyük bir hazine sakldr. Daima bu Kaydefa o
hazineye bakar, bu onun tlsmdr derler. Tlsm suretin hazine gözleyiciliği; hakikatten o kule bütün burçlardan daha dikkat çekici olup, sağlam bir zemin üzerine bina olun-
muş, dayankl bir kuledir. Bu kale kapsndan dşar elli adm mesafede kap önünde ibret verici bir ağaç vardr. Yedi iklimi bir gezegen misali gezip dolaştm. Bu türde bir ağaç
görmedim. Çitlembik ağacnca benzerliği vardr, ancak Allah’n izniyle bundan bir çeşit halis yağ çkar ki yetmiş iki derde devadr. Ve yapraklar hiç dökülmeyecek bir şekilde
yaratlmştr. Ama Yanvan- Yûnân tarihinde “Kaydefa kendi eliyle dikmiştir” diye aktarmştr. Hakikatten ağaç yapraklar ve dallar nice bin yl yaşamş ağaç görünümünde
olup hala taptazedir. Hristiyanlar bir kuru yaprağ karşlğnda bin can vermeye hazrdrlar. Kimse o yapraklar niçin kullandklarn bilmezler. Ve daima Kaydefa’nn sureti bu
ağaca bakmaktadr. Ve birçok Avrupal onun etrafn kazabilmek için birçok savaşa girmiş, batl hrszlar ve defineciler frsat bulduklarnda bu ağacn dört bir yann kazarak
mal çkarmaya çalşmşlardr. Sabah kale muhafzlar yine kazlmş olan bu yerleri doldururlard. Bu görülmesi gereken kendine has bir ağaçtr. Sonuçta bu Allah’n yarattğ
kendine özel bir ağaçtr. (…) tarihinde güçlü bir rüzgâr yüzünden bir dal krlmş, Hasan Beşe namnda bir adam bu dal bularak evine götürmüştür. Hasan Beşe’nin kars bu
dal ateşe attğnda o kadn üç cariye ve üç çocuk ile etrafta bulunan adamlardan ağacn kokusunu alanlar olduklar yerde, on yedi kişi, bir anda can vermişlerdi. Bu olay yakn
zamanda oldu diye birçok ihtiyar adam şahitlik ettiler. O zamandan beri bu ağacn gölgesine bile yaklaşmaktan korkarlar. Ve sözü geçen Hasan Beşe’nin bir kolu felç olmuş
nice sene felç hastalğ ile yaşamş olup, yakn zamanda öldü diye anlattlar. Bu durum kuşaktan kuşağa nakledilmek suretiyle bütün dünyaya yayld. Bu sebeple bu tuhaf ağaca
bir kişi bile elini dokundurmaya cesaret edememektedir. Ve bu Kaydefa tasvirinin kemerinin altndaki berrak sulu çeşmenin tarihi şöyle düşülmüştür:
HÀzihi’s -sÀkiyetü’l-mübÀreke èalÀmet fî eyyÀm- SulùÀn MurÀd ibn-i Meómed ÒÀn òullidallÀhu òlÀfetehu ketebehu fî evÀòiri
1...,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40 42,43,44,45,46,47,48,49,50,51,...180
Powered by FlippingBook