Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 21

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
7
[P 17b-2] oradan yine batya yokuş yukar “Şehzade Yaylas”n aşp, çadrmz oradaki bir ab- hayat suyun kenarna kurarak yerleştik. Yaylann çobanlarndan bir semiz kuzu
alp, temizlemeden ve çekinmeden kebap ederek zevki sefa eyledik. Ama öyle ilgi çekici bir yayladr ki, hala eski sultanlarn saraylar ve büyük kasrlarn temelleri görünmekte-
dir. Zira eski şehzadelerin mülkleri Manisa’da hâkim olduğu zaman bu yaylay dinlenme yeri olarak kullanp beş-alt ay burada yaşarlar imiş. Rum yazarlarnn arasnda bu
yaylann nam “Susen-draz Yaylas” ismiyle meşhurdur. Gerçekten de, acayip uzun susen çiçekleri vardr. Öyle ki, hoş kokusundan insann dimağ etkilenir. Lalesi ise bütün
dünyann methettiği güzelliktedir. Soğan Rum’a hediye götürülür. Çiçeği kokusuz ise de güzel şekli ve göze hoş göründüğü için rağbet edilmektedir. Rum’un zariflerinden
Balatl Solak ve Çelebi Cüce bir Manisa soğann on kuruşa satn almşlardr. Gerçi “Molla Çelebi Lalesi” gibi uzun olmaz ama daha şirin ve daha hoş bir krmz ve yuvarlak
şekille, kadife dokulu, yakut krmzs bir laledir. Burada olan hayat kaynağ sularn ancak bir benzeri Bingöl yaylasnda bulunmaktadr. Sonuç olarak burada toplam dört saat
zevk ve sefa edip, yokuş aşağ taşlk ve zorlu yollar üzerinden üç saatte inerek bir boğazn ağzndaki krk haneli, bağl ve bahçeli, bakml bir köy olan “Karakoca Köyü”ne
ulaştk. Karakoca Sultan bu köyün içerisinde Yayla Boğaz’nn ağzndaki bir kubbenin altnda gömülüdür. Buradan doğu tarafna toplam bir saat bağlar ve bahçeler içerisinden
geçerek Manisa mahallelerinden Karaköy’e ulaştk.
19
[P 20b] BERGAMA KALESİNİN ÖZELLİKLERİ:
Melike Kaydefa’nn yaptrdğ bir yerdir. (…) tarihinde Orhan Gazi tarafndan fethedilmiştir. (…) Paşann idaresindeki Hüdavendigar sancağna bağl Kütahya ili topraklarnda
bir paşa hass olup voyvoda
20
tarafndan idare edilmektedir. Yüz elli akçelik kazadr.
21
(…) köylerden oluşan nahiyedir.
22
Bir Yeniçeri subay ve bir de serdar
23
bulunmaktadr.
Ama müftü ve müftü vekili yoktur. (…) tarihinde Sultan IV. Murad’a isyan eden Ellez (İlyas) Paşa büyük ablam istemiş ancak asi olduğu için babam ablam Ellez Paşa’ya
vermekte tereddüt etmiştir. Bunun üzerine Ellez Paşa elli bayrak sekban ve sarca haşarat
24
imam ve Manisa’nn ileri gelenleri ve âlimlerini dörtnala Kütahya’ya göndermiş ve
anszn evimizi basmştr. Ve derhal ablam bütün mücevherleriyle birlikte alp götürmüştür. Ayrca Sandkl ovasndaki çiftliğimizden yedi bin koyun ve üç yüz kulunlu
25
ksra-
ğ, at ve diğer hayvanlarmz
19
Metnin bundan sonraki ksmnda Manisa şehri anlatldğ için çalşmamzda yer verilmemiştir.
20
Devlet tarafndan iltizama verilen bir yerin vergilerini toplayan ve başta vezirler olmak üzere çeşitli üst rütbeli devlet görevlilerinin haslarnn idaresinden ve yllk gelirlerinin
tahsilinden sorumlu görevlilerin unvandr.
21
Osmanl taşra teşkilatnda idarî bir ünite olan kaza, çevresindeki çeşitli köylerin iktisadi, kültürel ve coğrafi bakmdan kendisine bağlanmş olduğu kasaba veya şehir merkezine
denilir. Buras genellikle bir kad tarafndan idare olunduğundan baz kaynaklarda
kad
nn hüküm alan ve yetkisi dâhilinde olan yer (kadlk) şeklinde de tarif edilmiştir. Osmanl
devletinde kadlklar mevleviyet denilen büyük kadlklarla kaza kadlklar olmak üzere iki ana gruba ayrlyordu. Kaza kadlklar ise Rumeli, Anadolu ve Msr olmak üzere üç
ksmd. Kaza kadlklar alnan ücrete göre derecelendirilmekle birlikte 150 akçelik kazalar en üst derecede yer alyorlard.
22
Kelime olarak yan, taraf, çevre, civar, bölge vb. manalara gelen nahiye, Osmanl taşra teşkilatnda kazann bir alt idarî birimi olarak kabul edilse de, bazen bir sancağ veya sanca-
ğn bir parçasn ifade ettiği de görülmüştür.
23
Devlet merkezinden uzakta görev yapan yeniçerilerin o bölgedeki en büyük amirlerine verilen isim. Bunlar ayn zamanda bulunduklar yerlerde gönüllülerin ve gönüllü yeniçeri-
lerin de amiri pozisyonundaydlar.
24
Muhtelif eyaletlerde vali olarak görev yapan vezir ve beylerbeyilerinin muhafzlğn yapan atl askerî gruplara verilen ad. Bilhassa XVII. yüzylda birçok vezir ve beylerbeyi
merkeze karş güçlü olmak için emri altnda çok sayda silahl sekban ve sarca bulunduruyordu. Bunlar herhangi bir şekilde başboş kaldklarnda ise ciddi güvenlik problemleri-
ne neden oluyorlard.
25
Yeni doğmuş at yavrusu.
1...,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20 22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,...180
Powered by FlippingBook