Kent & Seyyah: Evliya Çelebi'nin Gözüyle İzmir ve Çevresi - 1.Cilt - page 111

Transkripsiyonlu, Sadeleştirilmiş ve Orijinal Metin
97
[P 40b-1] zamannda faydal ve planl bir namazgâh, mihrap, minber, çimenlik sofa ve mutfaklar ve köşelere havuzlu şadrvanlar, kat-kat setler, Keykavus mutfaklar, aydnlk
hamamlar inşa edip, nice sahan, tencere ve bakr avadanlk eşyalar vakfedip, büyük bir tekke oluşturuldu. Ve hala tekye-nişîn
529
ve çeşitli hücreleri vardr. Tire şehrinin ayan ve
eşrafnn ellerine hatt- şerif verip, her sene Nevruz’da; “vilayetin bütün ileri gelenleri buraya gelip üç ay çadr ve otağlar ile gelsinler ve hücrelere yerleşip yiyip içsinler” diye
padişahtan emir çkp, izin verilmiştir. Bugüne kadar bu bölge halknn tamam bu yaylada dağ, güzel bahçe, uzak-yakn ağaçl yollar içerisinde kulübeler inşa edip, ev halkyla
birlikte bütün esnaflar hava alp, sefa sürerlerdi. Üretim yapan esnafn tamam bir çrağn seccade sahibi yapmak isterse bütün çarş halkyla birlikte bu mesire yerinde dinlenip,
bol nimetler yenilip, dua ve sena ile çraklarn yola çkararak, ustalğn verip, hayr dua ile Süleyman Han’n ruhunu yâd ederlerdi. Burada kendiliğinden yetişen ve aşlanan
kestane ve cevizin bir benzeri ancak Bursa’da yetişir idi. Kudret eliyle büyümüş ulu çnar, kavak, çam ve salkmsöğüt ağaçlarnn her biri İsa ile birlikte göğe çkmştr. Tûbâ
ağacnn yere uzanan gölgesi yeryüzünü gölgelendirmektedir. Yalnz bu şehirde çnar ağac desen belde halk alnr. Bir ksm insan öldürür idi. Eski zamanlardan beri büyük
bir düşmanlkla çnar ağacna salkml sar kavak derler. Bu ad vermelerinin sebebi içi boş bir çekişmedir. Aydn halk ile Sarhan taifeleri arasnda ve başka diyarlarda darbme-
sel olmuştur, avam arasnda da meşhurdur. Ve bu hakîr mutlulukla çadrm bu yaylada kurup iki gün zevk edip, ulu bir çnarn sinesine hatt- celî ile Karahisarî tarznda bir yaz
oydum, inşallah o ağaç dünya durdukça o yaz orada kaybolmayacak günler geçse dahi daha güzel bir yaz olacaktr. İşin asl Rum, Arap ve Acem’de böyle bir dünya nimeti,
berrak görüşlü, havas-suyu güzel, ferahlk veren geniş biryeri insanoğlunun gözü görmemiştir. Ve eski şairler binlerce öğücü söz sarfetmişler, ancak deryada damla, güneşte
zerre kadar methetmemişlerdir. Anlatmaya dil yetersizdir. Hakîr de eski methiyecilere tabii olduğundan dolay, küstah bir şekilde ktk birkaç beyitle gücümün yettiğince met-
hetmeye cüret edip, yazdk:
SÜLEYMAN HAN’IN NAZAR ETTİĞİ YERE YANİ BALPINARI’NA METHİYE:
530
“TeèalallÀh zehî zÀtü’l-burÿc- evc-i aèlâdr
Bÿ kûhuñ cilvegâh pÀye-i kürsî-i vÀlâdr
Nedir ol ãaón- gülşen dilküşÀ menzilgeh-i òurrem
äanasn her sehîúkadd Ànda naól-i ùÿr- sînÀdr
HümÀ-y evc-i nÀz ãayd içün şÀhîn-i şehbÀz
O úÀf- úudret-i maènÀda per açmş bir èanúÀdr
Nice meyl etmesün diller o naòlistÀn- dilcÿya
Görürsün her nihâl-i serfezÀ-y şÀò-ùÿbÀdr
529
Tekkede oturan, yatp kalkan, derviş yerine kullanlan terimdir.
530
Allah ki, burçlar arasndaki zirvesini yüceltsin, bu dağn cilve yeri yüce kürsünün mertebesindedir. Nedir o gülbahçesinin ortasndaki yüze ferahlk veren, sanki her fidan boylu
orada Tur dağndaki kutsal ağaçtr. Şahini, akdoğan, avlamak için naz eden yücelerin hüma kuşusun, o mana kudretinin kaf dağnda kanat açmş bir anka kuşudur. O
gönülçelen hurma bahçesine gönüller nasl meyl etmesin? Görürsün ki fezaya uzanan her dal Tûba ağacdr. Gönüller onu geçtiği yolda eğlenmeyi arzu eder mi? Çeşmelerinin
kenarnda peri yüzlüler yasemin gibidir. O gümüş gibi sâkiler o gönül alan güneşler ki, onun cilve yerinde amma dost ve gönül çalanlardr. Hicaz ve Irak gönül ehlinin toplanma
yeri oldu, bülbül her an secde eden gönül sazsn sesidir. Okundu eksiği fazlasyla kutsal na’t-zikrinin sadas; İşitenler dedi ki, bu Hzr ve İsa’nn ândr. Dediler ki kadehin ta-
biat Süleyman Şah’n kelâmndandr, hem mecazen hem de gerçekde onun teşbihi en iyisidir. Lütfunun feyizli rüzgârndan Balpnar demişler, cennet suyunun çeşmesi gibi da-
ima Mevla’ya yakndr. Öyle ki Kevser suyunun kaynağ mecazen cennet pnarnn kâsesidir, her bir çeşmesinin huzur bolluğu cennet gibidir. Kerîmâ halin engellerini velîlere
bildirerek, süzülmüş kavuşma şerbetini yudum yudum içer. Her ne tarafa yönelirse Allah yardmcs olsun, öyle ki gurbet diyarnn gelip geçen bir garibidir. O kul jki, “yeryü-
zünde dolaşn ki…” ayetinin mazhar olmuştur, bu emre uymuş, övülmüş seyyahtr. İlahi bu gülbahçesinin halkn, yüce ve zavall da olsa kaderlerden emin eyle. Allah’n birli-
ğine eriştir ki, vecd hallerini bulsunlar, onun yüce gölgesinde yani Yüce arşta.
1...,101,102,103,104,105,106,107,108,109,110 112,113,114,115,116,117,118,119,120,121,...180
Powered by FlippingBook