Cumhuriyet ve Kazanımları - page 30

28
Cumhuriyet ve Kazanımları
YAZI DEVRİMİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Mayıs 1928 günü, resmi daire ve kuruluşlarda uluslararası ra-
kamların kullanılmasına yönelik bir yasa çıkartmıştır. Yasaya önemli bir tepki gelmemiş ve bu
yasayla aynı zamanda da Yazı reformu için bir komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
Yazı Devrimi, Türkiye’de 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı “Yeni Türk harflerinin kabul ve tat-
biki hakkında Kanun”un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecine genel olarak
verilen isimdir. Bu yasayla o güne kadar kullanılan Arap alfabesinin yerine, Latin alfabesinin
Türkçeye uyarlanmış bir biçimi kabul edilmiştir. Yeni alfabenin hayata geçirilmesi için 5 ila 15
senelik geçiş süreçleri öngören komisyonda bulunan Falih Rıfkı (Atay) Bey’in aktardığına göre
Atatürk;
“Bu ya üç ayda olur ya da hiç olmaz” diyerek zaman kaybedilmemesini istemiştir. Alfabe ta-
mamlandıktan sonra 9 Ağustos 1928 tarihinde, Atatürk alfabeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin
Gülhane Parkı’ndaki toplantısına katılanlara tanıttı. 11 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı hizmet-
lileri vemilletvekillerine, 15 Ağustos’ta da üniversite öğretimüyeleri ve edebiyatçılara yeni alfa-
be tanıtılmıştır. Atatürk farklı illerde yeni alfabeyi halka tanıtmıştır.
Atatürk, ‘Yazı Devrimi’nin oynadığı rolü de şöyle vurgulamıştır:
“Bugüne değin kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler, Türkiye Cumhuriyeti’ninulusal çeh-
resini kesin çizgileriyle ortaya çıkarmıştır.”
“Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, ar, bilimsel, müzik ve teknik kurumlarıyla, kadını erkeği her
hakta eşit yeni Türk toplumu, bu son yılların oluşumudur.”
Öte yandan Yazı Devrimi, tümAtatürk devrimlerine egemen olan ana ilkeleri yansıtması ve on-
ları desteklemesi yönündendeayrı bir değer taşır. TürkGenel Devrimi’ninvazgeçilemezanaöğe-
lerinden olan Yazı Devrimi, kendi içinde de bir bütün olarak her şeyden önce devrimci bir atılım-
dır. Bunun yanı başında Dil Devrimi, “ulusçuluk” ilkesinin en belirgin bir uygulaması olmuştur.
Atatürk’ün ulus ve ulusçuluk anlayışında öz Türkçe ulusal dil olarak ana kaynaklardan biridir.
Ayrıca O, Türkçenin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılması gerektiği yolundaki buyru-
ğunu verirken, dil ile ulusal duygu arasındaki ilişkiye de dikkati çekmekten geri kalmamıştır:
“Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duygu-
nun gelişmesinde başlıca etkendir.”
20 Eylül 1928 Günü Kayseri’de Yazı Devrimini Anlatırken
1...,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29 31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,...263
Powered by FlippingBook